AİLE
Benim üç güzel dostum var: Biri evde kalır, Biri yolda kalır, Biri de benimle gelir. Evde kalan ailemdir. Yolda kalan dostlarımdır. Benimle gelen iyiliklerimdir.
Yuvasını seven kadın için; tahammül edilmeyecek bir zorluk, katlanılmayacak bir fedakarlık yoktur.
Aile hayatının güzelliği gibi hiçbir şey yoktur.
Aile bağının esası sevgidir.
Kirli çamaşırlar aile içinde yıkanmalıdır.
Çocuklarınızın göz yaşını koruyun ki, mezarınızın üstünde akıtacak gözyaşı kalsın.
Bir memleketin yükselmesi ev ve aile muhabbetine bağlıdır.
Anne gezdiğin bağ, baba yaslandığın dağdır. Ömrünün en güzel çağı annen ve babanla olandır.
Aile, her türlü iyilik ve kötülüğün öğretildiği bir okuldur.
AFFETMEK İLE İLGİLİ SÖZLER
Suç işleyenin affı, çok kere adalete karşı gelmektir.
Nefret kolaydır. Affetmek, güçtür. Güç olanı başarmak, insalığın faziletidir.
Affetmek ve unutmak iyi insanların intikamıdır.
Affetmenin ne olduğunu yalnız cesurlar bilir. Korkakların tabiatında af diye bir şey yoktur.
İnsan dostunu düşmanından daha zor affeder.
Kendini affetmeyen bir insanın bütün hataları affedilir.
İntikam almayı düşünüyosan, zayıf insansın. Affedip yoluna devam ediyorsan güçlüsün. Yok sayıyorsan zeki insansın.
Bir anne yüreği, dibinde daima af bulunan bir uçurumdur.
Emrindekilerini bağışlamasını bilmeyenler, bir gün bu insanların affına muhtaç olurlar.
Size kötülük eden düşmanlarınızı affediniz. Ancak vatanınıza ve ulusunuza kötülük eden düşmanı asla affetmeyiniz.
Faziletlerin en yükseği, seninle ilişkisini keseni senin arayıp sorman, senden esirgeyene senin elini açman ve sana zulüm edeni affetmendir.
Çocuklar en başta anne ve babalarını koşulsuz severler. Bir zaman sonra onları yargılamaya başlarlar. Nadiren onları affederler.
Zayıf insanlar affedemezler. Affetmek güçlülere has bir özelliktir.
Başkalarını sık sık affedin, ama kendinizi asla
Bir düşmnı affetmek, bir arkadaşı affetmekten kolaydır.
AZİM İLE İLGİLİ SÖZLER
Aşılmasına imkan olmayan hiçbir duvar yoktur.
Peşlerinden gidecek cesaretiniz varsa, tüm düşleriniz gerçek olabilir.
Azim ve sebat insanın en büyük yardımcısıdır.
Güçlü olan, yenilmeyen yalnız azimdir.
Dünyada insana yardım eden şey, tesadüf değil, azim ve sebattır.
AYDINLANMAK İLE İLGİLİ SÖZLER
Yüzünü güneşe çeviren kimse, gölge görmez.
Bilginlerin aydınlatamadığı toplumları şarlatanlar aldatır.
Aydınlanma, insanın aklını kendisinin kullanmaya başlamasıdır.
Güneş, diz çökenlerden önce ayakta duranları aydınlatır.
ADAMLIK İLE İLGİLİ SÖZLER
Adam olmayanın eline bir mal, bir mevki geçti mi herkesten önce kendi rezilliğini sergileyen kendisi olur.
Zenginliği olmayan adamı, adamlığı olmayan zengine tercih ederim.
Gerçek adam odur ki; öfkelense dahi saçma söz söylemez.
Hayatta hiçbir zaman yalpalamayacaksın, düşüncelerinde bir ileri bir geri adımlar atmayacaksın, her dönemin adamı değil, her dönem adam olacaksın.
Allah erkeği çok, adamı az yarattı.
17 Eylül 2022 Cumartesi
B-C İLE. BAŞLAYAN,ANLAMLI SÖZLER
B-C İLE. BAŞLAYAN,ANLAMLI SÖZLER
B Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları
Baba kırk oğul beslemiş, kırk oğul bir babayı beslememiş: Baba kaç çocuğu olursa olsun, hiçbir ayrım yapmadan hepsine bakar, onları büyütür; çocukları ise yoksul ve yaşlı durumdaki babalarının bakımını ‘sen bak, o baksın’ gibi gerekçelerle bir türlü sağlayamazlar.
Baba koruk (erik) yer, oğlunun dişi kamaşır: Babanın yaptığı kötü işin sıkıntısını çocuğu çeker.
Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana: Kendini bilen, yaşama sorumluluğu duyan akıllı evladın gerçek malı, kendisinin kazandığı maldır.
Baba oğluna bir bağ bağışlamış; oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş: Babalar çocukları için büyük fedakârlıklara katlanırlar ancak çocuklar babaları için fedakârlıkta bulunmazlar.
Babamın adı Hıdır, elimden gelen budur: Gücüm ancak bu kadarını yapmaya yeter.
Babanın sanatı oğla mirastır: Bir evlat babasının sanatını onun ölümünden sonra sürdürür.
Babayla oğlanın pabucu bir olunca evde kavga eksik olmaz: Ortaklaşa kullanılan bir mal, kimi zaman baba ile oğlu arasında bile kavgaya neden olur.
Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar: Yaradılıştan iyi ve doğru olan kimse, ne denli elverişsiz ortam içinde bulunursa bulunsun niteliğini yitirmez.
Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var: Yaşı küçük ancak herkesten farklı alışkanlıklar, huylar edinmiş.
Bağ babadan, zeytin dededen kalmalı: Bağ, bir kuşak geçecek kadar yaşlandıktan sonra bol ürün verir, zeytinin bol ürün verebilmesi için en azından iki kuşaklık bir zaman geçmelidir.
Bağ bayırda, tarla çayırda: Her şey kendisi için en elverişli ortamda gelişir, verimli duruma gelir.
Bağa bak, üzüm olsun, yemeye yüzün olsun: Kişi, karşılık beklediği işten istediğini alabilmek için gereken harcamaları yapmalıdır.
Bağı ağlayanın yüzü güler: Bir işe gereken özen gösterildiğinde olumlu sonuçlar alınır.
Baht (akıl) olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta: Kişi talihsiz olursa giriştiği hiçbir işten olumlu sonuç alamaz.
Bahtsızın bağına yağmur, ya taş yağar ya dolu: Talihsizin işleri ters gider, bağına yağmur yerine taş veya dolu yağar
Bakan göze bağ (yasak) olmaz: Herkesin gözü önündeki şeye bakılması önlenemez.
Bakan yemez, kapan yer: Bir şey yalnızca bakmakla elde edilemez, onu ele geçirmek için davranmak gerekir.
Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ (olur): Bakılıp onarılan şeylerden yararlanılır, bakımsız bırakılanlardan bir yarar elde edilemez.
Bakmakla usta olunsa (öğrense), köpekler (kediler) kasap olurdu (kasaplığı öğrenirdi): Yapılmadan yalnızca nasıl yapıldığı görülerek hiçbir şey öğrenilemez.
Baktın kar havası, eve gel kör olası: Tehlikeli bir durum belirmeye başlayınca ondan uzaklaşmanın çaresine bakılmalıdır.
Bal bal demekle ağız tatlanmaz: Sözde kalan dilek ve tasarıların iş bitirmede hiçbir etkisi olmaz.
Bal ile kaymak yenir ama her keseye göre değil: Güzel yemeyi, güzel giymeyi, güzel eşya kullanmayı herkes ister ama bunları ancak parası bol olanlar yapabilir.
Bal olan yerde sinek de olur (bulunur): Güzel şeylerin çevresinde, ondan yararlanmak isteyen asalaklar dolaşır.
Bal tutan parmağını yalar: İmkânları geniş bir işin başında bulunan kimse bunlardan az da olsa yararlanır.
Balcının var bal tası, oduncunun var baltası: Her işin kendine özgü aracı vardır.
Balı dibinden, yağı yüzünden: Değerleri derinleştikçe artan veya değerleri yüzeyde kalan insanlar vardır.
Balı parmağı uzun yemez, kısmetlisi yer: Güzel bir şey, onu isteyen ve elde edecek gibi görünenin değil kısmeti olanın eline geçer.
Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir: İnsan, tedbirsizliği yüzünden bir felakete uğradıktan ve iş işten geçtikten sonra neden şöyle yapmadım, neden böyle yapmadım diye üzülür.
Balık baştan avlanır: Bir şeyi ele geçirebilmek için onu yönetenleri elde etmek gerekir.
Balık baştan kokar: Bir işte aksaklık başta olanlardan kaynaklanır.
Balta değmedik ağaç olmaz: Zarar görmeyen, başına felaket gelmeyen kimse yoktur.
Bana dokunmayan (beni sokmayan) yılan bin yaşasın: Birçok kimse, kendilerine kötülüğü dokunmayan kişiye ilişmek istemez.
Baskıdaki altından askıdaki salkım yeğdir: Kullanılan, işe yarayan değersiz şey, saklanan ve kullanılmayan çok değerli şeyden daha iyidir.
Baskın basanındır: Düşmanı gafil avlayıp saldıran taraf savaşı kazanır.
Baskısız tahtayı yel alır, yel almazsa sel alır: Kontrol altında bulundurulmayan veya gereği gibi korunmayan gençler kötü yollara sürüklenebilirler.
Baş ağır gerek, kulak sağır: Kişi ağırbaşlı olmalı ve dedikoduları dinlememelidir.
Baş dille tartılır: Kişinin aklı, söylediği sözlerle ölçülür.
Baş kes yaş kesme: Ağaç kesmek, insan öldürmek kadar büyük bir suçtur.
Baş nereye giderse ayak da oraya gider: Küçükler büyüklerin izinde gider, her işte onları örnek tutarlar.
Baş ol da eşek başı (soğan başı) ol: En önemsiz işlerde bile baş olmak, buyruk altında bulunmaktan iyidir.
Baş olan boş olmaz: 1. Bir yerde baş olan kimse taşıdığı değer dolayısıyla o yere gelmiştir. 2. İşbaşındaki kişinin işi daima çoktur.
Baş sağlığı, dünya varlığı: En büyük zenginlik, beden sağlığıdır.
Baş sallamakla kavuk eskimez: Bir kimsenin suyuna gitmekten, söylediklerine ‘evet, peki’ demekten zarar gelmez.
Baş yastığı baş derdini bilmez: İnsanın derdi içindedir, en yakını bile onu anlamaz.
Başa gelen çekilir: Çaresiz durumlara düşüldüğünde insan kendini üzüntüye kaptırmayıp bu durumlara sabır göstermelidir.
Başa gelmeyince bilinmez: Başına bir felaket gelmeyen, başkasına gelen felaketin ne denli acı olduğunu gereği gibi anlayamaz.
Başın başı var, başın da başı var: Toplum içinde hiç kimse başına buyruk değildir, başta bulunan her kişinin üstünde daha büyük bir baş vardır.
Başını acemi berbere teslim eden cebinden pamuğu eksik etmez (etmesin): İşbaşına tecrübesiz yönetici getirenler, onun yaratacağı sıkıntı ve zararları çekmeye hazır olmalıdır.
Baykuşun kısmeti ayağına gelir: Tanrı hiçbir canlıyı aç bırakmaz, kımıldamadan duran baykuşun rızkını bile önüne koyar.
Bayramda borç ödeyene ramazan ağır (kısa) gelir: Vadesi yaklaşan bir borcu ödemek zorunda olan kimseye günler çok çabuk geçer.
Bedava sirke baldan tatlıdır: Masrafsız ve emeksiz elde edilen şeyler insana hoş gelir.
Bekâr gözü, kör gözü: Bekâr erkek, evlenme istek ve heyecanı içinde olduğundan alacağı kızın kusurlarını göremez.
Bekâra karı boşaması kolaydır: Bilgi ve deneyimi olmayan bir kimsenin işi hafife alması, önemsememesi, gereğince değerlendirememesi doğaldır.
Bekârlık maskaralık: Bekâr kimse bakımsızdır, derbeder bir yaşayışı vardır ve herkesin eğlencesi olur.
Bekârlık sultanlık(tır): Evlenmeden tek başına yaşamak daha iyidir.
Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur: Çok çalışmasına karşın belli bir düzeyden öteye gidemiyor.
Benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kış olur: Günler birbirinden çok farklı olmadığı hâlde hava yavaş yavaş ısınarak yaz, aynı biçimde yavaş yavaş soğuyarak kış olur.
Besle kargayı, oysun gözünü: Elinde büyüttüğün kişi gün gelip sana nankörlük edebilir.
Besledik büyüttük danayı, şimdi tanımaz oldu anayı: Elinde büyüttüğün kişi gün gelip sana nankörlük edebilir.
Beş parmak (parmağın) bir (biri) olmaz: Belirli bir insan topluluğu içinde benzerlikler olabileceği gibi farklılıklar da olabilir.
Beterin beteri var: Çok kötü bir duruma düşen kimse, bundan daha kötü durumların da bulunduğunu düşünerek avunmalıdır.
Bey ardından çomak çalan çok olur: Güçlü bir kişi ile yüz yüze bulunduklarında ağızlarını açamayanlar, o gittikten sonra aleyhinde atıp tutarlar.
Bez alırsan Mısır’dan (Musul’dan), kız alırsan asilden: Ne alacaksanız cinsini, aslını biliniz, güvenerek alınız.
Bıldırcının beyliği arpa biçimine kadardır: Her kazancın bir sonu vardır.
Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek (sormamak) ayıp: İnsanın her şeyi bilmemesi kusur değildir ama bilmediği bir işi sorup öğrenmeden yapmaya kalkışması kusurdur.
Bin bilsen de bir bilene danış: Bir insan bir şeyi ne kadar iyi bilirse bilsin, gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir.
Bin dost az, bir düşman çok: Dostun ne denli çok olursa olsun onlardan zarar gelmez ama bir tek düşmanın olsa hep zarar görme tehlikesi içerisinde yaşarsın.
Bin nasihatten bir musibet yeğdir: Yaşanan olaylar, öğütlerden çok daha etkilidir.
Bin ölçüp bir biçmeli: Yapılacak bir işin bütün yönleri önceden çok iyi düşünülmeli, sonra işe başlanmalıdır.
Bin tasa bir borç ödemez: Borçlu ne denli üzülürse üzülsün borç sıkıntısından kurtulamaz.
Binicinin sağı solu olmaz: 1. Uzman kişi, hangi yöntemi uygularsa uygulasın başarılı olur. 2. İşini titizlikle yürüten kişinin, çalışanlarına her zaman iyi davranması beklenemez.
Bir abam (postum) var atarım, nerede olsam yatarım: Tek başına yaşayan bir kimse, sorumluluğunda başkaları olmadığı için rahat hareket eder.
Bir acı (fincan) kahvenin kırk yıl hatırı vardır: İyilik küçük de olsa unutulmaz.
Bir adama kırk gün (deli dersen deli, akıllı dersen akıllı olur) ne dersen o olur: Sürekli telkinlerle bir kişinin bilinç altına birtakım inançlar, duygular yerleştirilebilir.
Bir ağaçta gül de biter, diken de: Bir aileden iyi adam da çıkar, kötü adam da.
Bir ağızdan çıkıp (çıkan) bin dile (ağza) yayılır: Ortaya atılan bir söz çok çabuk yayılır.
Bir avuç altının olacağına bir avuç toprağın olsun: Altın harcanıp gider, toprak ise sürekli ürün veren, para getiren bir maldır.
Bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlat bir babayı beslemez: Çok çocuğu olan baba, her çocuk babasına bakılmasını ötekinden beklediği için sıkıntıda kalır.
Bir baş soğan bir kazanı kokutur: Kötü bir kişi, kötü bir davranış, kötü bir söz büyük bir topluluğun huzurunu bozmaya yeter.
Bir çiçekle bahar (yaz) olmaz: Küçük, güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaşılmaz.
Bir çöplükte iki horoz ötmez: Bir yerde iki kişi baş olmaz.
Bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramazmış: Bir insan bazen akla ve mantığa sığmayan bir iş yapar; yapılan iş, hiçbir kurala uymadığı için pek çok akıllı insan bunu düzeltmeye çalışır, fakat başaramaz.
Bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar: Bazı durumlarda yardımcısız iş yapılamayacağını anlatan bir söz.
Bir elin nesi var, iki elin sesi var: Başarıya ulaşmak için birlik olmak gerek.
Bir elin sesi çıkmaz: 1. Bir davanın bir kişi tarafından savunulması etkili ve yeterli değildir. 2. Yardımlaşarak işler daha kolay başarılır.
Bir felaket bin nasihatten yeğdir: Yaşanan olaylar, öğütlerden çok daha etkilidir.
Bir görüş bir kör biliş: Bir kez görmekle bir şey iyice anlaşılmaz, öğrenilmez.
Bir ağlarken öbür göz gülmez: Keder veya sıkıntı varken dostlar, akrabalar eğlenmemelidir.
Bir inat, bir murat: İnatçı kişi, her inadında istediği bir şeyi elde eder.
Bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır: Bir şeyi herkes ister ancak onu bir kişi elde edebilir.
Bir kimsenin adı çıkacağına canı çıksın: İnsanın haklı veya haksız yere adı bir defalık kötüye çıktı mı ondan sonra yaptıkları hep o gözle değerlendirilir.
Bir koltuğa iki karpuz sığmaz: Aynı zamanda birden çok işle ilgilenmek başarı için sakıncalıdır.
Bir korkak bir orduyu bozar: Bir toplumda korkak kişi, kaygılı, heyecanlı sözleriyle kargaşa çıkarır.
Bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır (dokunur): Bir kötünün, yalnızca yakın çevresine değil daha geniş çevrelere de zararı dokunur.
Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır: Herhangi bir olayı, bir işi, bir ödevi küçümsememek, önemle ele almak gerekir. (mıh: Çivi.)
Bir (sağ) elinin verdiğini öbür (sol) elin duymasın (görmesin): Birine yaptığın iyiliği gizli tut.
Bir selam bin hatır yapar: Selam bir ilgi ve sevgi belirtisidir, gönül kazanmakta büyük önemi vardır.
Bir sürçen atın başı kesilmez: Şimdiye kadar sizi memnun etmiş olan kişi bir kez yanlış iş yaptığında kendisine hemen ağır ceza verilmemelidir. (sürçmek: Tökezlemek.)
Bir tepe yıkılır, bir dere dolar: Dünyada hiçbir şey kaybolmaz; birinin kaybettiğini başkası kazanır, bir zengin fakirleşirken bir fakir de zenginleşebilir.
Bir tutam ot deveye hendek atlatır: Ufak bir para veya iyilik insana güç işler yaptırır.
Bir vuruşla ağaç devrilmez: Olumlu bir sonuç elde etmek için, tek bir girişimle yetinmemeli, o işe devam edilmelidir.
Biri bilmeyen bini hiç bilmez: Küçük de olsa bir iyiliğin değerini bilmeyen, daha büyük iyiliklere layık değildir.
Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar: Herkesin yararlanabileceği şeyden bazıları yararlanır da başkalarına yararlanma fırsatı vermezlerse büyük kavga çıkar.
Birlikten kuvvet doğar: Toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağlar.
Bitli baklanın da kör alıcısı olur: İşe yaramaz da olsa her şeyin isteklisi bulunur.
Boğaz dokuz boğumdur: Bir söz iyice düşünmeden söylenmemelidir.
Bol bol yiyen bel bel bakar: Kazandığını ölçüsüzce harcayan ve ilerisi için bir şey artırmayan kişi kazançsız kaldığında acıklı bir duruma düşer. (bel bel: Anlamsızca, donuk bir biçimde bakmak.)
Borç iyi güne kalmaz: Borcu ilk fırsatta ödemek gerekir.
Borç ödemekle (vermekle), yol yürümekle tükenir: Birden ödenemeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir.
Borç ödenir, kira ödenmez: Kiracı olmaktansa, borca girip ev sahibi olmak daha iyidir.
Borç yiğidin kamçısıdır: Borç, kişiyi daha çok çalışmaya zorlar.
Borç yiyen kesesinden yer: Borçla alışveriş yapan, aldıklarının parasını hemen ödemese de günün birinde mutlaka ödeyecektir.
Borçlunun dili kısa gerek: Borcu olan kimse, alacaklısına karşı ileri geri konuşmamalı, aşağıdan almalıdır.
Borçlunun duacısı alacaklısıdır: Borçlunun ölmemesi ve para kazanması için en çok dua eden alacaklısıdır.
Borçtan korkan kapısını büyük açmaz (küçük açar): Borçlanmak istemeyen fazla açılmaz, giderlerini kısar, kendi durumuna uygun bir yaşama yolu tutar.
Bostana dadanan eşeğin kuyruğu, kulağı olmaz: Çalıp çırpmayı alışkanlık edinen kimse yakalanıp ceza göre göre insanlıktan çıkar.
Boş başak dik durur: Bilgisiz olan üstün görünmek için kasılır.
Boş çuval ayakta (dik) durmaz: 1. Karnı doymayan kimse çalışamaz. 2. Bilgisiz ve yeteneksiz bir kişi, kendisine verilen görevlerde tutunamaz.
Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir: Çalışmak insanı tembellikten kurtarır.
Boş torba ile at tutulmaz: Çıkar veya karşılık gösterilmeden bir kimse bir yere bağlanmaz.
Boşboğazı ateşe atmışlar, odunum yaş (az) demiş: Çenesi düşükler umulmadık anlarda densizce konuşabilirler.
Boynuz kulaktan sonra çıkar, ama kulağı geçer: Bir konu üzerinde sonradan yetiştikleri hâlde kendilerinden önce yetişmiş olanları geçenler vardır.
Boyuma göre (boyumca) boy buldum, huyuma göre (huyumca) huy bulmadım: Bir kimse, beden yapısı, zenginlik vb. konularda kendisine uyanı bulabilir ama huyu kendisine uyan bir kimseyi kolay kolay bulamaz.
Böyle başa böyle tıraş: Kişi nasıl birisiyse ona uygun biçimde davranılır.
Böyle gelmiş böyle gider: Her zaman böyle olmuş, gene de böyle olacak.
Bu abdestle daha çok namaz kılınır: Bir tutum veya davranışın etkisi sürekli olur.
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!: Sözleri ve davranışları birbirini tutmuyor, çelişiyor.
Bugünkü (akşamın) işini yarına (sabaha) bırakma (koyma): Bugün yapılması gereken bir işin ertesi güne bırakılması iyi değildir.
Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir: Sağlanmış bir kazanç beklenen, umulan daha büyük bir kazanca feda edilemez.
Buğday başak verince orak pahaya çıkar: Gereksinim duyulan şey değer kazanır.
Buldum bilemedim, bildim bulamadım: Kişi elinde fırsat varken bundan yararlanmayı bilmez, yararlanma yollarını öğrendiği zaman da eline fırsat geçmez.
Bükemediğin eli öp, başına koy: Düşmanını yenemiyorsan ona hoş görünmeye çalışarak kötülüğünden kendini koru.
Bülbülü altın kafese koymuşlar, ‘ah vatanım’ demiş: Kişi, başka yerlerde ne kadar rahat ve mutlu olursa olsun yine de kendi yurdunu özler.
Bülbülün çektiği dili belası: İlerisi düşünülmeden söylenen söz insanın başına dert açabilir.
Büyük balık küçük balığı yutar: Güçlüler, güçsüzleri ezer.
Büyük başın derdi büyük olur: Büyük işlerin başında bulunanların karşılaşacağı güçlükler de çoktur.
Büyük lokma ye büyük söz söyleme: Başaramayacağın, sonuçlandıramayacağın bir konuda kesin sözler söyleme.
BEKLEMEK İLE İLGİLİ SÖZLER
Her şey vaktini bekler, sabret! Senin olan sana gelecektir.
Sus gönlüm! Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.
İnsanın beklemekte olduğu mutluluk, tatmakta olduğu mutluluktan daha güzeldir.
Gülmek için mutlu olmayı beklemeyin belki gülmeden ölürsünüz.
Beklemek acı verir. Unutmak acı verir. Ama en büyük acıyı hangisini yapmak bilememek verir.
Beklemeyi bilen insan, her şeyi elde edebilir.
Delilik aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.
Beklemesini bilenin her şey ayağına gelir.
Beklememek beter beklemekten.
BAKIŞ AÇISI İLE İLGİLİ SÖZLER
Nasıl gördüğünü değiştir, nasıl değiştiğini gör!
Hayat iki şekilde yaşanır: Ya hiç mucize yokmuş gibi ya da her şey birer mucizeymiş gibi.
İnsanın iki seçeneği vardır, ya bütün gün karanlığa küfredersiniz ya da güneşe yürürsünüz.
Eğer bir şeyi beğenmiyorsan değiştir. Eğer onu değiştiremiyorsan bakış açını değiştir.
BÜYÜKLÜK İLE İLGİLİ SÖZLER
Şimdiye kadar kimse taklit yoluyla büyüklüğe ulaşamamıştır.
Hayallerinizi aşağı gören insanlardan uzak durun. Küçük insanlar bunu her zaman yapar. Ama gerçekten büyük insanlar kendinizi de büyük hissettirirler ki bu da öyle olmanızı sağlar.
Herkes tarih yapabilir. Ancak sadece büyük bir adam tarih yazabilir.
Büyük bir ruhta, her şey büyüktür.
İnsana büyüklük veren şey, düşünceleridir.
Büyüklük, hem yenilgiyi, hem de zaferi kabullenebilen kişilerde yaşar.
Büyüklere yaklaştıkça, bizler gibi birer insan olduklarını görürüz. Onlar, uşaklarına büyük görünürler ancak.
Gerçek büyüklük, kendine egemen olmaktır.
BİLGİ İLE İLGİLİ SÖZLER
İslam'ın temeli güzel ahlak; ahlakın özü bilgi, bilginin özü akıldır.
Bildiklerini saatin gibi kullan; kendine sakla. Herkesin ortasında sık sık çıkarıp caka satma.
Kendini bilmek, tüm bilgeliğin başlangıcıdır.
Bilginin elde edilmesi, bizi iyiye ulaştıracaktır.
Mutluluk bilgi ile kazanılır.
Bütün sahip olduğumuz bilginin tecrübe ile başladığına şüphe yoktur.
Bilgili insan diplomalı olan değil, istediği her şeyi başkalarının hakkını çiğnemden elde edebilendir.
Bilgisizliğin belirtisi, adaletsizlik ve trajediye olan inancın derinliğidir.
Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak şarttır.
Sadece bir iyi vardır, bilgi ve sadece bir kötü vardır, cehalet.
Gerçek başarılar; bilgi, sebat ve doğrulukla elde edilir.
Bilginlerin aydınlatamadığı toplumları şarlatanlar aldatır.
Zengin olmanın dört şartı vardır; Bilgi, dürüstlük, çalışmak ve yılmamak, yorulmamaktır.
Bilgi, bölüşüldükçe artan hazinedir.
Yanlış bilgiden sakınınız çünkü cehaletten daha tehlikelidir.
Bilgisizler içinde bir bilgin, ölüler içinde diri demektir.
Gerçek servet cebin değil, kalbin ve zihnin zenginliğidir.
Bilgi sermayemdir, bilim silahımdır, sabır giysimdir, yetinmek en üstün kazancımdır.
Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.
Gerçek bilgi, cehaletin boyutunu bilmektir.
Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz.
Cehalet Tanrı'nın laneti olduğuna göre, bilgi göklere uçabileceğimiz kanatlardır.
Hayal gücü, bilgiden çok daha önemlidir. Zira bilgi sınırlıdır.
Bilgili insanlar sessiz kalırsa, aptallar çoğalır.
Ne kadar okursan oku bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan cahilsin demektir.
Sadece bilmek yetmez, bilgiyi kullanmak gerekir. Sadece istemek yetmez, harekete geçmek gerekir.
Bilmekle bilmemek arasında doğru düşünmek diye bir eylem vardır.
Bilgi başlamak için gereklidir, ama bitirmek için çalışmak şarttır.
Bilgi gençleri besler, yaşlıları yüceltir.
Bilgi insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak da korkudan kurtarır.
Devlet akıllı olmasını, kendini yöneten bir topluluğun bilgisine borçludur.
Bir şeyi gerçekten bilmek onu anlamakla olur.
Başlıca üç çeşit insan vardır: Bilgi sever, ünvan sever ve para sever.
Bilgi, iyi yazmanın kaynağıdır.
Sorabilmek için önce öğrenmek gerekir.
Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir.
Soruda bilgiden doğar, cevapta
Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu sorarsanız, söyleyeyim; Annemdir.
Bir halkın yönetilmesi güçleşti mi, o halk çok şey öğrendi demektir.
Yasayı, bilgiyi ve akıllıları saymak bir kuraldır.
Bilenle tartışabilirsin, bilmeyenle tartışabilirsin. Ama bildiğini sananla tartışmak ahmaklıktır.
Bilgi ile bilgeliği aynı şey zannetme, bilgeliğin başlangıcı susmaktır.
Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil hazmettiklerimizdir. Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil muhafaza ettiklerimizdir; bizi bilgili yapan okuduklarımız değil kafamıza yerleştirdiklerimizdir.
İnsan, bir gün ölecektir. Ancak bilgi sahibi olanlar, bilgileri yüzünden her zaman anılacaklardır.
Bilgi olmayan yerde cehalet ilim olur.
İnsanın değeri, bilgisiyle değil, iradesiyle ölçülür.
Kalbi eğitmeden, aklı eğitmek eğitim değildir. Vicdan olmadan, bilgi sahibi olmak tehlikelidir.
Bir kitap okuyan her şeyi bildiğini zanneder. İkinci kitabı okuyan kuşkuya düşer. Üçüncü kitabı okuyan hiçbir şey bilmediğini anlar.
Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz.
Hiç bir insanın bilgisi öğrenmiş ve görmüş geçirmiş olduğunun ötesine geçemez.
Pek çok şeyi azar azar bilmektense; bir şeyi tam olarak bilmek daha iyidir.
Ne kadar az bilirseniz; o kadar şiddetle müdafaa edersiniz.
Birçokları hayranlık duyarlar fakat çok az kimse bilir.
Ağır bir kapıyı, küçük bir anahtar açar.
Her bildiğini söyleme, fakat her söylediğini bil.
BARIŞ İLE İLGİLİ SÖZLER
Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, ancak kardeşçe yaşamayı unuttuk.
En kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir.
Barış bile, büyük ücretlerle satın alınır.
Eğer dünyada barış ve huzur istiyorsanız, onu ilk kendi kalbinizde yaratmalısınız.
İki düşman arasında öyle konuş ki barıştıkları zaman utanmayasın.
Barış, bir gülücükle başlar.
Barışı korumanın en iyi yolu, savaşa hazır olmaktır.
Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir.
Savaş herkesle, barış sadece onurlu kişilerle yapılı
C Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları
Cahile söz (laf) anlatmak deveye hendek atlatmaktan güçtür (zordur): Ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın deve hendekten atlatılamaz, cahile söz anlatmak bundan da zor bir şeydir.
Cahilin dostluğundan arifin düşmanlığı yeğdir: Akılsız kimse iyi niyetli olsa dahi yaptığı işin ne gibi kötü sonuçlar doğuracağını hesap edemediğinden dostuna bilmeyerek fenalık edebilir, akıllı düşmanın yapacağı kötülükse akıl yoluyla sezilir ve gereken tedbir alınabilir.
Cambaz ipte balık dipte gerek: Kişi, sadece uzman olduğu alanda çalışmalıdır.
Cami ne kadar büyük olsa imam gene bildiğini okur: Bir yetkili kimse, çevresindekilerin düşüncesi ne olursa olsun kendi istediğini yapmaya çalışır.
Caminin (mescidin) mumunu yiyen kedinin gözü kör olur: Kendisini yetiştiren kimsenin malına hıyanet eden, el uzatan kimse cezasını bulur.
Can boğazdan gelir (geçer): İnsan yiyeceğine önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaşamak mümkün değildir.
Can bostanda bitmez: İnsan, canının değerini bilmeli, onu yıpratmamalıdır.
Can candan şirindir (tatlıdır): Bir kişi için kendi canı, başkasının canından daha tatlıdır.
Can canın yoldaşıdır: İnsan tek başına yaşayamaz, konuşup görüşmek için arkadaş arar.
Can cümleden aziz: İnsanın kendisi herkesten önce gelir.
Can çekişmektense ölmek yeğdir: Bir işte çeşitli sıkıntı ve üzüntülerle karşılaşıp olağanüstü gayret harcamaktansa o işten vazgeçmek daha iyidir.
Can çıkmayınca (çıkmadan) huy çıkmaz: İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir.
Cana gelecek (kaza, zarar) mala gelsin: Zarardan kurtulma olanağı yoksa, bunun cana değil, mala gelmesi yeğlenir.
Canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır: Güzel yaşamak isteyen kişi, bu yaşayışın yükünü çekmeyi göze almalı ve gerekli kaynakları elinin altında bulundurmalıdır.
Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilmez: Sıkıntı çekmemiş olanlar, eriştikleri rahatlığın ve mutluluğun değerini bilemezler.
Cemaat ne kadar çok olsa imam gene bildiğini okur: Bir yetkili kimse, çevresindekilerin düşüncesi ne olursa olsun kendi istediğini yapmaya çalışır.
Cins cinse çeker: Her insan veya yaratık az çok soyuna benzer.
Cins horoz yumurtada öter: Çocuğun soyluluğu ve değeri daha bebekken her hâlinden anlaşılır.
Cins kedi ölüsünü göstermez: Soylu kişi, acınacak kötü durumunu kimseye göstermez ve söylemez.
Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler: Başkalarının pohpohlamalarına kananlar mallarından ve canlarından olurlar.
Cömertle nekesin harcı birdir: 1. Cömertin de cimrinin de sarıldığı kefen aynıdır. 2. Cimri, ucuz diye her şeyin kötüsünü alır, bunlar işe yaramadıklarından veya çarçabuk bozulduklarından yenilerini almak zorunda kalır ve birkaç kez para harcar; cömert ise bir kez çok para verip her şeyin iyisini alır. Sonuç olarak cimri de, cömert de aynı parayı harcamış olur. (nekes: Eli sıkı, cimri.)
Cahillik ile ilgili sözler
Cahil insan kendine bile düşman iken, başkasına dost olması nasıl beklenir.
Herkes cahildir, tek fark konuların farklı olmasındadır.
Doğruyu gördüğü halde düşüncelerini değiştirmeyenler, cahillikleriyle mutluymuş gibi yaşarlar.
Cahil birine karşı aşırı içtenlik aptallıktır.
Bilenle tartışabilirsin, bilmeyenle tartışabilirsin. Ama bildiğini sananla tartışmak ahmaklıktır.
Cahil insanlar, kendilerini mükemmel görmeye, Zeki insanlar ise, yeteneklerini hafife almaya eğilimlidirler.
B Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları
Baba kırk oğul beslemiş, kırk oğul bir babayı beslememiş: Baba kaç çocuğu olursa olsun, hiçbir ayrım yapmadan hepsine bakar, onları büyütür; çocukları ise yoksul ve yaşlı durumdaki babalarının bakımını ‘sen bak, o baksın’ gibi gerekçelerle bir türlü sağlayamazlar.
Baba koruk (erik) yer, oğlunun dişi kamaşır: Babanın yaptığı kötü işin sıkıntısını çocuğu çeker.
Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana: Kendini bilen, yaşama sorumluluğu duyan akıllı evladın gerçek malı, kendisinin kazandığı maldır.
Baba oğluna bir bağ bağışlamış; oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş: Babalar çocukları için büyük fedakârlıklara katlanırlar ancak çocuklar babaları için fedakârlıkta bulunmazlar.
Babamın adı Hıdır, elimden gelen budur: Gücüm ancak bu kadarını yapmaya yeter.
Babanın sanatı oğla mirastır: Bir evlat babasının sanatını onun ölümünden sonra sürdürür.
Babayla oğlanın pabucu bir olunca evde kavga eksik olmaz: Ortaklaşa kullanılan bir mal, kimi zaman baba ile oğlu arasında bile kavgaya neden olur.
Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar: Yaradılıştan iyi ve doğru olan kimse, ne denli elverişsiz ortam içinde bulunursa bulunsun niteliğini yitirmez.
Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var: Yaşı küçük ancak herkesten farklı alışkanlıklar, huylar edinmiş.
Bağ babadan, zeytin dededen kalmalı: Bağ, bir kuşak geçecek kadar yaşlandıktan sonra bol ürün verir, zeytinin bol ürün verebilmesi için en azından iki kuşaklık bir zaman geçmelidir.
Bağ bayırda, tarla çayırda: Her şey kendisi için en elverişli ortamda gelişir, verimli duruma gelir.
Bağa bak, üzüm olsun, yemeye yüzün olsun: Kişi, karşılık beklediği işten istediğini alabilmek için gereken harcamaları yapmalıdır.
Bağı ağlayanın yüzü güler: Bir işe gereken özen gösterildiğinde olumlu sonuçlar alınır.
Baht (akıl) olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta: Kişi talihsiz olursa giriştiği hiçbir işten olumlu sonuç alamaz.
Bahtsızın bağına yağmur, ya taş yağar ya dolu: Talihsizin işleri ters gider, bağına yağmur yerine taş veya dolu yağar
Bakan göze bağ (yasak) olmaz: Herkesin gözü önündeki şeye bakılması önlenemez.
Bakan yemez, kapan yer: Bir şey yalnızca bakmakla elde edilemez, onu ele geçirmek için davranmak gerekir.
Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ (olur): Bakılıp onarılan şeylerden yararlanılır, bakımsız bırakılanlardan bir yarar elde edilemez.
Bakmakla usta olunsa (öğrense), köpekler (kediler) kasap olurdu (kasaplığı öğrenirdi): Yapılmadan yalnızca nasıl yapıldığı görülerek hiçbir şey öğrenilemez.
Baktın kar havası, eve gel kör olası: Tehlikeli bir durum belirmeye başlayınca ondan uzaklaşmanın çaresine bakılmalıdır.
Bal bal demekle ağız tatlanmaz: Sözde kalan dilek ve tasarıların iş bitirmede hiçbir etkisi olmaz.
Bal ile kaymak yenir ama her keseye göre değil: Güzel yemeyi, güzel giymeyi, güzel eşya kullanmayı herkes ister ama bunları ancak parası bol olanlar yapabilir.
Bal olan yerde sinek de olur (bulunur): Güzel şeylerin çevresinde, ondan yararlanmak isteyen asalaklar dolaşır.
Bal tutan parmağını yalar: İmkânları geniş bir işin başında bulunan kimse bunlardan az da olsa yararlanır.
Balcının var bal tası, oduncunun var baltası: Her işin kendine özgü aracı vardır.
Balı dibinden, yağı yüzünden: Değerleri derinleştikçe artan veya değerleri yüzeyde kalan insanlar vardır.
Balı parmağı uzun yemez, kısmetlisi yer: Güzel bir şey, onu isteyen ve elde edecek gibi görünenin değil kısmeti olanın eline geçer.
Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir: İnsan, tedbirsizliği yüzünden bir felakete uğradıktan ve iş işten geçtikten sonra neden şöyle yapmadım, neden böyle yapmadım diye üzülür.
Balık baştan avlanır: Bir şeyi ele geçirebilmek için onu yönetenleri elde etmek gerekir.
Balık baştan kokar: Bir işte aksaklık başta olanlardan kaynaklanır.
Balta değmedik ağaç olmaz: Zarar görmeyen, başına felaket gelmeyen kimse yoktur.
Bana dokunmayan (beni sokmayan) yılan bin yaşasın: Birçok kimse, kendilerine kötülüğü dokunmayan kişiye ilişmek istemez.
Baskıdaki altından askıdaki salkım yeğdir: Kullanılan, işe yarayan değersiz şey, saklanan ve kullanılmayan çok değerli şeyden daha iyidir.
Baskın basanındır: Düşmanı gafil avlayıp saldıran taraf savaşı kazanır.
Baskısız tahtayı yel alır, yel almazsa sel alır: Kontrol altında bulundurulmayan veya gereği gibi korunmayan gençler kötü yollara sürüklenebilirler.
Baş ağır gerek, kulak sağır: Kişi ağırbaşlı olmalı ve dedikoduları dinlememelidir.
Baş dille tartılır: Kişinin aklı, söylediği sözlerle ölçülür.
Baş kes yaş kesme: Ağaç kesmek, insan öldürmek kadar büyük bir suçtur.
Baş nereye giderse ayak da oraya gider: Küçükler büyüklerin izinde gider, her işte onları örnek tutarlar.
Baş ol da eşek başı (soğan başı) ol: En önemsiz işlerde bile baş olmak, buyruk altında bulunmaktan iyidir.
Baş olan boş olmaz: 1. Bir yerde baş olan kimse taşıdığı değer dolayısıyla o yere gelmiştir. 2. İşbaşındaki kişinin işi daima çoktur.
Baş sağlığı, dünya varlığı: En büyük zenginlik, beden sağlığıdır.
Baş sallamakla kavuk eskimez: Bir kimsenin suyuna gitmekten, söylediklerine ‘evet, peki’ demekten zarar gelmez.
Baş yastığı baş derdini bilmez: İnsanın derdi içindedir, en yakını bile onu anlamaz.
Başa gelen çekilir: Çaresiz durumlara düşüldüğünde insan kendini üzüntüye kaptırmayıp bu durumlara sabır göstermelidir.
Başa gelmeyince bilinmez: Başına bir felaket gelmeyen, başkasına gelen felaketin ne denli acı olduğunu gereği gibi anlayamaz.
Başın başı var, başın da başı var: Toplum içinde hiç kimse başına buyruk değildir, başta bulunan her kişinin üstünde daha büyük bir baş vardır.
Başını acemi berbere teslim eden cebinden pamuğu eksik etmez (etmesin): İşbaşına tecrübesiz yönetici getirenler, onun yaratacağı sıkıntı ve zararları çekmeye hazır olmalıdır.
Baykuşun kısmeti ayağına gelir: Tanrı hiçbir canlıyı aç bırakmaz, kımıldamadan duran baykuşun rızkını bile önüne koyar.
Bayramda borç ödeyene ramazan ağır (kısa) gelir: Vadesi yaklaşan bir borcu ödemek zorunda olan kimseye günler çok çabuk geçer.
Bedava sirke baldan tatlıdır: Masrafsız ve emeksiz elde edilen şeyler insana hoş gelir.
Bekâr gözü, kör gözü: Bekâr erkek, evlenme istek ve heyecanı içinde olduğundan alacağı kızın kusurlarını göremez.
Bekâra karı boşaması kolaydır: Bilgi ve deneyimi olmayan bir kimsenin işi hafife alması, önemsememesi, gereğince değerlendirememesi doğaldır.
Bekârlık maskaralık: Bekâr kimse bakımsızdır, derbeder bir yaşayışı vardır ve herkesin eğlencesi olur.
Bekârlık sultanlık(tır): Evlenmeden tek başına yaşamak daha iyidir.
Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur: Çok çalışmasına karşın belli bir düzeyden öteye gidemiyor.
Benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kış olur: Günler birbirinden çok farklı olmadığı hâlde hava yavaş yavaş ısınarak yaz, aynı biçimde yavaş yavaş soğuyarak kış olur.
Besle kargayı, oysun gözünü: Elinde büyüttüğün kişi gün gelip sana nankörlük edebilir.
Besledik büyüttük danayı, şimdi tanımaz oldu anayı: Elinde büyüttüğün kişi gün gelip sana nankörlük edebilir.
Beş parmak (parmağın) bir (biri) olmaz: Belirli bir insan topluluğu içinde benzerlikler olabileceği gibi farklılıklar da olabilir.
Beterin beteri var: Çok kötü bir duruma düşen kimse, bundan daha kötü durumların da bulunduğunu düşünerek avunmalıdır.
Bey ardından çomak çalan çok olur: Güçlü bir kişi ile yüz yüze bulunduklarında ağızlarını açamayanlar, o gittikten sonra aleyhinde atıp tutarlar.
Bez alırsan Mısır’dan (Musul’dan), kız alırsan asilden: Ne alacaksanız cinsini, aslını biliniz, güvenerek alınız.
Bıldırcının beyliği arpa biçimine kadardır: Her kazancın bir sonu vardır.
Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek (sormamak) ayıp: İnsanın her şeyi bilmemesi kusur değildir ama bilmediği bir işi sorup öğrenmeden yapmaya kalkışması kusurdur.
Bin bilsen de bir bilene danış: Bir insan bir şeyi ne kadar iyi bilirse bilsin, gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir.
Bin dost az, bir düşman çok: Dostun ne denli çok olursa olsun onlardan zarar gelmez ama bir tek düşmanın olsa hep zarar görme tehlikesi içerisinde yaşarsın.
Bin nasihatten bir musibet yeğdir: Yaşanan olaylar, öğütlerden çok daha etkilidir.
Bin ölçüp bir biçmeli: Yapılacak bir işin bütün yönleri önceden çok iyi düşünülmeli, sonra işe başlanmalıdır.
Bin tasa bir borç ödemez: Borçlu ne denli üzülürse üzülsün borç sıkıntısından kurtulamaz.
Binicinin sağı solu olmaz: 1. Uzman kişi, hangi yöntemi uygularsa uygulasın başarılı olur. 2. İşini titizlikle yürüten kişinin, çalışanlarına her zaman iyi davranması beklenemez.
Bir abam (postum) var atarım, nerede olsam yatarım: Tek başına yaşayan bir kimse, sorumluluğunda başkaları olmadığı için rahat hareket eder.
Bir acı (fincan) kahvenin kırk yıl hatırı vardır: İyilik küçük de olsa unutulmaz.
Bir adama kırk gün (deli dersen deli, akıllı dersen akıllı olur) ne dersen o olur: Sürekli telkinlerle bir kişinin bilinç altına birtakım inançlar, duygular yerleştirilebilir.
Bir ağaçta gül de biter, diken de: Bir aileden iyi adam da çıkar, kötü adam da.
Bir ağızdan çıkıp (çıkan) bin dile (ağza) yayılır: Ortaya atılan bir söz çok çabuk yayılır.
Bir avuç altının olacağına bir avuç toprağın olsun: Altın harcanıp gider, toprak ise sürekli ürün veren, para getiren bir maldır.
Bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlat bir babayı beslemez: Çok çocuğu olan baba, her çocuk babasına bakılmasını ötekinden beklediği için sıkıntıda kalır.
Bir baş soğan bir kazanı kokutur: Kötü bir kişi, kötü bir davranış, kötü bir söz büyük bir topluluğun huzurunu bozmaya yeter.
Bir çiçekle bahar (yaz) olmaz: Küçük, güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaşılmaz.
Bir çöplükte iki horoz ötmez: Bir yerde iki kişi baş olmaz.
Bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramazmış: Bir insan bazen akla ve mantığa sığmayan bir iş yapar; yapılan iş, hiçbir kurala uymadığı için pek çok akıllı insan bunu düzeltmeye çalışır, fakat başaramaz.
Bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar: Bazı durumlarda yardımcısız iş yapılamayacağını anlatan bir söz.
Bir elin nesi var, iki elin sesi var: Başarıya ulaşmak için birlik olmak gerek.
Bir elin sesi çıkmaz: 1. Bir davanın bir kişi tarafından savunulması etkili ve yeterli değildir. 2. Yardımlaşarak işler daha kolay başarılır.
Bir felaket bin nasihatten yeğdir: Yaşanan olaylar, öğütlerden çok daha etkilidir.
Bir görüş bir kör biliş: Bir kez görmekle bir şey iyice anlaşılmaz, öğrenilmez.
Bir ağlarken öbür göz gülmez: Keder veya sıkıntı varken dostlar, akrabalar eğlenmemelidir.
Bir inat, bir murat: İnatçı kişi, her inadında istediği bir şeyi elde eder.
Bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır: Bir şeyi herkes ister ancak onu bir kişi elde edebilir.
Bir kimsenin adı çıkacağına canı çıksın: İnsanın haklı veya haksız yere adı bir defalık kötüye çıktı mı ondan sonra yaptıkları hep o gözle değerlendirilir.
Bir koltuğa iki karpuz sığmaz: Aynı zamanda birden çok işle ilgilenmek başarı için sakıncalıdır.
Bir korkak bir orduyu bozar: Bir toplumda korkak kişi, kaygılı, heyecanlı sözleriyle kargaşa çıkarır.
Bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır (dokunur): Bir kötünün, yalnızca yakın çevresine değil daha geniş çevrelere de zararı dokunur.
Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır: Herhangi bir olayı, bir işi, bir ödevi küçümsememek, önemle ele almak gerekir. (mıh: Çivi.)
Bir (sağ) elinin verdiğini öbür (sol) elin duymasın (görmesin): Birine yaptığın iyiliği gizli tut.
Bir selam bin hatır yapar: Selam bir ilgi ve sevgi belirtisidir, gönül kazanmakta büyük önemi vardır.
Bir sürçen atın başı kesilmez: Şimdiye kadar sizi memnun etmiş olan kişi bir kez yanlış iş yaptığında kendisine hemen ağır ceza verilmemelidir. (sürçmek: Tökezlemek.)
Bir tepe yıkılır, bir dere dolar: Dünyada hiçbir şey kaybolmaz; birinin kaybettiğini başkası kazanır, bir zengin fakirleşirken bir fakir de zenginleşebilir.
Bir tutam ot deveye hendek atlatır: Ufak bir para veya iyilik insana güç işler yaptırır.
Bir vuruşla ağaç devrilmez: Olumlu bir sonuç elde etmek için, tek bir girişimle yetinmemeli, o işe devam edilmelidir.
Biri bilmeyen bini hiç bilmez: Küçük de olsa bir iyiliğin değerini bilmeyen, daha büyük iyiliklere layık değildir.
Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar: Herkesin yararlanabileceği şeyden bazıları yararlanır da başkalarına yararlanma fırsatı vermezlerse büyük kavga çıkar.
Birlikten kuvvet doğar: Toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağlar.
Bitli baklanın da kör alıcısı olur: İşe yaramaz da olsa her şeyin isteklisi bulunur.
Boğaz dokuz boğumdur: Bir söz iyice düşünmeden söylenmemelidir.
Bol bol yiyen bel bel bakar: Kazandığını ölçüsüzce harcayan ve ilerisi için bir şey artırmayan kişi kazançsız kaldığında acıklı bir duruma düşer. (bel bel: Anlamsızca, donuk bir biçimde bakmak.)
Borç iyi güne kalmaz: Borcu ilk fırsatta ödemek gerekir.
Borç ödemekle (vermekle), yol yürümekle tükenir: Birden ödenemeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir.
Borç ödenir, kira ödenmez: Kiracı olmaktansa, borca girip ev sahibi olmak daha iyidir.
Borç yiğidin kamçısıdır: Borç, kişiyi daha çok çalışmaya zorlar.
Borç yiyen kesesinden yer: Borçla alışveriş yapan, aldıklarının parasını hemen ödemese de günün birinde mutlaka ödeyecektir.
Borçlunun dili kısa gerek: Borcu olan kimse, alacaklısına karşı ileri geri konuşmamalı, aşağıdan almalıdır.
Borçlunun duacısı alacaklısıdır: Borçlunun ölmemesi ve para kazanması için en çok dua eden alacaklısıdır.
Borçtan korkan kapısını büyük açmaz (küçük açar): Borçlanmak istemeyen fazla açılmaz, giderlerini kısar, kendi durumuna uygun bir yaşama yolu tutar.
Bostana dadanan eşeğin kuyruğu, kulağı olmaz: Çalıp çırpmayı alışkanlık edinen kimse yakalanıp ceza göre göre insanlıktan çıkar.
Boş başak dik durur: Bilgisiz olan üstün görünmek için kasılır.
Boş çuval ayakta (dik) durmaz: 1. Karnı doymayan kimse çalışamaz. 2. Bilgisiz ve yeteneksiz bir kişi, kendisine verilen görevlerde tutunamaz.
Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir: Çalışmak insanı tembellikten kurtarır.
Boş torba ile at tutulmaz: Çıkar veya karşılık gösterilmeden bir kimse bir yere bağlanmaz.
Boşboğazı ateşe atmışlar, odunum yaş (az) demiş: Çenesi düşükler umulmadık anlarda densizce konuşabilirler.
Boynuz kulaktan sonra çıkar, ama kulağı geçer: Bir konu üzerinde sonradan yetiştikleri hâlde kendilerinden önce yetişmiş olanları geçenler vardır.
Boyuma göre (boyumca) boy buldum, huyuma göre (huyumca) huy bulmadım: Bir kimse, beden yapısı, zenginlik vb. konularda kendisine uyanı bulabilir ama huyu kendisine uyan bir kimseyi kolay kolay bulamaz.
Böyle başa böyle tıraş: Kişi nasıl birisiyse ona uygun biçimde davranılır.
Böyle gelmiş böyle gider: Her zaman böyle olmuş, gene de böyle olacak.
Bu abdestle daha çok namaz kılınır: Bir tutum veya davranışın etkisi sürekli olur.
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!: Sözleri ve davranışları birbirini tutmuyor, çelişiyor.
Bugünkü (akşamın) işini yarına (sabaha) bırakma (koyma): Bugün yapılması gereken bir işin ertesi güne bırakılması iyi değildir.
Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir: Sağlanmış bir kazanç beklenen, umulan daha büyük bir kazanca feda edilemez.
Buğday başak verince orak pahaya çıkar: Gereksinim duyulan şey değer kazanır.
Buldum bilemedim, bildim bulamadım: Kişi elinde fırsat varken bundan yararlanmayı bilmez, yararlanma yollarını öğrendiği zaman da eline fırsat geçmez.
Bükemediğin eli öp, başına koy: Düşmanını yenemiyorsan ona hoş görünmeye çalışarak kötülüğünden kendini koru.
Bülbülü altın kafese koymuşlar, ‘ah vatanım’ demiş: Kişi, başka yerlerde ne kadar rahat ve mutlu olursa olsun yine de kendi yurdunu özler.
Bülbülün çektiği dili belası: İlerisi düşünülmeden söylenen söz insanın başına dert açabilir.
Büyük balık küçük balığı yutar: Güçlüler, güçsüzleri ezer.
Büyük başın derdi büyük olur: Büyük işlerin başında bulunanların karşılaşacağı güçlükler de çoktur.
Büyük lokma ye büyük söz söyleme: Başaramayacağın, sonuçlandıramayacağın bir konuda kesin sözler söyleme.
BEKLEMEK İLE İLGİLİ SÖZLER
Her şey vaktini bekler, sabret! Senin olan sana gelecektir.
Sus gönlüm! Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.
İnsanın beklemekte olduğu mutluluk, tatmakta olduğu mutluluktan daha güzeldir.
Gülmek için mutlu olmayı beklemeyin belki gülmeden ölürsünüz.
Beklemek acı verir. Unutmak acı verir. Ama en büyük acıyı hangisini yapmak bilememek verir.
Beklemeyi bilen insan, her şeyi elde edebilir.
Delilik aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.
Beklemesini bilenin her şey ayağına gelir.
Beklememek beter beklemekten.
BAKIŞ AÇISI İLE İLGİLİ SÖZLER
Nasıl gördüğünü değiştir, nasıl değiştiğini gör!
Hayat iki şekilde yaşanır: Ya hiç mucize yokmuş gibi ya da her şey birer mucizeymiş gibi.
İnsanın iki seçeneği vardır, ya bütün gün karanlığa küfredersiniz ya da güneşe yürürsünüz.
Eğer bir şeyi beğenmiyorsan değiştir. Eğer onu değiştiremiyorsan bakış açını değiştir.
BÜYÜKLÜK İLE İLGİLİ SÖZLER
Şimdiye kadar kimse taklit yoluyla büyüklüğe ulaşamamıştır.
Hayallerinizi aşağı gören insanlardan uzak durun. Küçük insanlar bunu her zaman yapar. Ama gerçekten büyük insanlar kendinizi de büyük hissettirirler ki bu da öyle olmanızı sağlar.
Herkes tarih yapabilir. Ancak sadece büyük bir adam tarih yazabilir.
Büyük bir ruhta, her şey büyüktür.
İnsana büyüklük veren şey, düşünceleridir.
Büyüklük, hem yenilgiyi, hem de zaferi kabullenebilen kişilerde yaşar.
Büyüklere yaklaştıkça, bizler gibi birer insan olduklarını görürüz. Onlar, uşaklarına büyük görünürler ancak.
Gerçek büyüklük, kendine egemen olmaktır.
BİLGİ İLE İLGİLİ SÖZLER
İslam'ın temeli güzel ahlak; ahlakın özü bilgi, bilginin özü akıldır.
Bildiklerini saatin gibi kullan; kendine sakla. Herkesin ortasında sık sık çıkarıp caka satma.
Kendini bilmek, tüm bilgeliğin başlangıcıdır.
Bilginin elde edilmesi, bizi iyiye ulaştıracaktır.
Mutluluk bilgi ile kazanılır.
Bütün sahip olduğumuz bilginin tecrübe ile başladığına şüphe yoktur.
Bilgili insan diplomalı olan değil, istediği her şeyi başkalarının hakkını çiğnemden elde edebilendir.
Bilgisizliğin belirtisi, adaletsizlik ve trajediye olan inancın derinliğidir.
Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak şarttır.
Sadece bir iyi vardır, bilgi ve sadece bir kötü vardır, cehalet.
Gerçek başarılar; bilgi, sebat ve doğrulukla elde edilir.
Bilginlerin aydınlatamadığı toplumları şarlatanlar aldatır.
Zengin olmanın dört şartı vardır; Bilgi, dürüstlük, çalışmak ve yılmamak, yorulmamaktır.
Bilgi, bölüşüldükçe artan hazinedir.
Yanlış bilgiden sakınınız çünkü cehaletten daha tehlikelidir.
Bilgisizler içinde bir bilgin, ölüler içinde diri demektir.
Gerçek servet cebin değil, kalbin ve zihnin zenginliğidir.
Bilgi sermayemdir, bilim silahımdır, sabır giysimdir, yetinmek en üstün kazancımdır.
Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.
Gerçek bilgi, cehaletin boyutunu bilmektir.
Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz.
Cehalet Tanrı'nın laneti olduğuna göre, bilgi göklere uçabileceğimiz kanatlardır.
Hayal gücü, bilgiden çok daha önemlidir. Zira bilgi sınırlıdır.
Bilgili insanlar sessiz kalırsa, aptallar çoğalır.
Ne kadar okursan oku bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan cahilsin demektir.
Sadece bilmek yetmez, bilgiyi kullanmak gerekir. Sadece istemek yetmez, harekete geçmek gerekir.
Bilmekle bilmemek arasında doğru düşünmek diye bir eylem vardır.
Bilgi başlamak için gereklidir, ama bitirmek için çalışmak şarttır.
Bilgi gençleri besler, yaşlıları yüceltir.
Bilgi insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak da korkudan kurtarır.
Devlet akıllı olmasını, kendini yöneten bir topluluğun bilgisine borçludur.
Bir şeyi gerçekten bilmek onu anlamakla olur.
Başlıca üç çeşit insan vardır: Bilgi sever, ünvan sever ve para sever.
Bilgi, iyi yazmanın kaynağıdır.
Sorabilmek için önce öğrenmek gerekir.
Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir.
Soruda bilgiden doğar, cevapta
Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu sorarsanız, söyleyeyim; Annemdir.
Bir halkın yönetilmesi güçleşti mi, o halk çok şey öğrendi demektir.
Yasayı, bilgiyi ve akıllıları saymak bir kuraldır.
Bilenle tartışabilirsin, bilmeyenle tartışabilirsin. Ama bildiğini sananla tartışmak ahmaklıktır.
Bilgi ile bilgeliği aynı şey zannetme, bilgeliğin başlangıcı susmaktır.
Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil hazmettiklerimizdir. Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil muhafaza ettiklerimizdir; bizi bilgili yapan okuduklarımız değil kafamıza yerleştirdiklerimizdir.
İnsan, bir gün ölecektir. Ancak bilgi sahibi olanlar, bilgileri yüzünden her zaman anılacaklardır.
Bilgi olmayan yerde cehalet ilim olur.
İnsanın değeri, bilgisiyle değil, iradesiyle ölçülür.
Kalbi eğitmeden, aklı eğitmek eğitim değildir. Vicdan olmadan, bilgi sahibi olmak tehlikelidir.
Bir kitap okuyan her şeyi bildiğini zanneder. İkinci kitabı okuyan kuşkuya düşer. Üçüncü kitabı okuyan hiçbir şey bilmediğini anlar.
Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz.
Hiç bir insanın bilgisi öğrenmiş ve görmüş geçirmiş olduğunun ötesine geçemez.
Pek çok şeyi azar azar bilmektense; bir şeyi tam olarak bilmek daha iyidir.
Ne kadar az bilirseniz; o kadar şiddetle müdafaa edersiniz.
Birçokları hayranlık duyarlar fakat çok az kimse bilir.
Ağır bir kapıyı, küçük bir anahtar açar.
Her bildiğini söyleme, fakat her söylediğini bil.
BARIŞ İLE İLGİLİ SÖZLER
Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, ancak kardeşçe yaşamayı unuttuk.
En kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir.
Barış bile, büyük ücretlerle satın alınır.
Eğer dünyada barış ve huzur istiyorsanız, onu ilk kendi kalbinizde yaratmalısınız.
İki düşman arasında öyle konuş ki barıştıkları zaman utanmayasın.
Barış, bir gülücükle başlar.
Barışı korumanın en iyi yolu, savaşa hazır olmaktır.
Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir.
Savaş herkesle, barış sadece onurlu kişilerle yapılı
C Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları
Cahile söz (laf) anlatmak deveye hendek atlatmaktan güçtür (zordur): Ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın deve hendekten atlatılamaz, cahile söz anlatmak bundan da zor bir şeydir.
Cahilin dostluğundan arifin düşmanlığı yeğdir: Akılsız kimse iyi niyetli olsa dahi yaptığı işin ne gibi kötü sonuçlar doğuracağını hesap edemediğinden dostuna bilmeyerek fenalık edebilir, akıllı düşmanın yapacağı kötülükse akıl yoluyla sezilir ve gereken tedbir alınabilir.
Cambaz ipte balık dipte gerek: Kişi, sadece uzman olduğu alanda çalışmalıdır.
Cami ne kadar büyük olsa imam gene bildiğini okur: Bir yetkili kimse, çevresindekilerin düşüncesi ne olursa olsun kendi istediğini yapmaya çalışır.
Caminin (mescidin) mumunu yiyen kedinin gözü kör olur: Kendisini yetiştiren kimsenin malına hıyanet eden, el uzatan kimse cezasını bulur.
Can boğazdan gelir (geçer): İnsan yiyeceğine önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaşamak mümkün değildir.
Can bostanda bitmez: İnsan, canının değerini bilmeli, onu yıpratmamalıdır.
Can candan şirindir (tatlıdır): Bir kişi için kendi canı, başkasının canından daha tatlıdır.
Can canın yoldaşıdır: İnsan tek başına yaşayamaz, konuşup görüşmek için arkadaş arar.
Can cümleden aziz: İnsanın kendisi herkesten önce gelir.
Can çekişmektense ölmek yeğdir: Bir işte çeşitli sıkıntı ve üzüntülerle karşılaşıp olağanüstü gayret harcamaktansa o işten vazgeçmek daha iyidir.
Can çıkmayınca (çıkmadan) huy çıkmaz: İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir.
Cana gelecek (kaza, zarar) mala gelsin: Zarardan kurtulma olanağı yoksa, bunun cana değil, mala gelmesi yeğlenir.
Canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır: Güzel yaşamak isteyen kişi, bu yaşayışın yükünü çekmeyi göze almalı ve gerekli kaynakları elinin altında bulundurmalıdır.
Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilmez: Sıkıntı çekmemiş olanlar, eriştikleri rahatlığın ve mutluluğun değerini bilemezler.
Cemaat ne kadar çok olsa imam gene bildiğini okur: Bir yetkili kimse, çevresindekilerin düşüncesi ne olursa olsun kendi istediğini yapmaya çalışır.
Cins cinse çeker: Her insan veya yaratık az çok soyuna benzer.
Cins horoz yumurtada öter: Çocuğun soyluluğu ve değeri daha bebekken her hâlinden anlaşılır.
Cins kedi ölüsünü göstermez: Soylu kişi, acınacak kötü durumunu kimseye göstermez ve söylemez.
Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler: Başkalarının pohpohlamalarına kananlar mallarından ve canlarından olurlar.
Cömertle nekesin harcı birdir: 1. Cömertin de cimrinin de sarıldığı kefen aynıdır. 2. Cimri, ucuz diye her şeyin kötüsünü alır, bunlar işe yaramadıklarından veya çarçabuk bozulduklarından yenilerini almak zorunda kalır ve birkaç kez para harcar; cömert ise bir kez çok para verip her şeyin iyisini alır. Sonuç olarak cimri de, cömert de aynı parayı harcamış olur. (nekes: Eli sıkı, cimri.)
Cahillik ile ilgili sözler
Cahil insan kendine bile düşman iken, başkasına dost olması nasıl beklenir.
Herkes cahildir, tek fark konuların farklı olmasındadır.
Doğruyu gördüğü halde düşüncelerini değiştirmeyenler, cahillikleriyle mutluymuş gibi yaşarlar.
Cahil birine karşı aşırı içtenlik aptallıktır.
Bilenle tartışabilirsin, bilmeyenle tartışabilirsin. Ama bildiğini sananla tartışmak ahmaklıktır.
Cahil insanlar, kendilerini mükemmel görmeye, Zeki insanlar ise, yeteneklerini hafife almaya eğilimlidirler.
Ç-D İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
DAHİ İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Dahi yapması gerekeni yapar. Yetenekli insan ise yapabileceklerini..
Dahiler, çağlarını aydınlatmak için yanmaya mahkum göktaşlarıdır.
Çılgınlık ile dehanın arasındaki mesafe yalnızca başarı ile ölçülür.
Ne üstün zeka, ne hayal gücü ne de her ikisi beraber, bir dahi yapmaya yeter. Sevgi, sevgi,sevgi İşte bu dehanın ta kendisidir.
Dahi yapması gerekeni yapar. Yetenekli insan ise yapabileceklerini..
Dahiler, çağlarını aydınlatmak için yanmaya mahkum göktaşlarıdır.
Çılgınlık ile dehanın arasındaki mesafe yalnızca başarı ile ölçülür.
Ne üstün zeka, ne hayal gücü ne de her ikisi beraber, bir dahi yapmaya yeter. Sevgi, sevgi,sevgi İşte bu dehanın ta kendisidir.
E-F İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
E HARFİ İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Ev alma komşu al.
Ekmeden biçilmez.
Eğilen baş kesilmez.
Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane.
Evli evinde, köylü köyünde gerek.
Ecele çare bulunmaz.
Evi ev eden avrat, yurdu şen eden devlet.
Eceli gelen köpek cami duvarına işer.
Emek olmadan yemek olmaz.
Edepsizliğin başladığı yerde edebiyat biter.
Elçiye zeval olmaz.
Edep; her edepsizin, edepsizliğine sabretmek ve dayanmaktır.
Emekte biter yumak.
En iyi eğitim bir işi yaparak öğrenmektir.
El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu balyoz sanırmış.
Eğitmediğin çocuk senin değildir.
Er olan ekmeğini taştan çıkarır.Eğitim görmüş bir köpek, başka bir köpeği eğitemez
El yarası onulur dil yarası onulmaz.
Eğitim görmüş bir halkı bir yöne sevk etmek kolay, sürüklemek güçtür; idare etmek kolay, köleleştirmek imkansızdır.
Erkek arslan dişisinden kuvvet alır.
Engelleri yollarınızı tıkayan şeyler olarak görmeyin. Onları size uçmayı öğretecek fırsatlar olarak görün.
El kazanı ile aş kaynamaz.
Eğer yürüdüğünüz yolda hiçbir engel yoksa biliniz ki o yol sizi hiçbir yere götürmüyordur.
Erken kalkan yol alır, er evlenen döl alır.
Erkekler kadınlar için yaratıldığı gibi, kadınlar da erkekler için yaratılmışlardır
El ile gelen düğün bayram(dır).
Erken kalk mutlu olursun.
Erteye kalan, arkaya kalır.
Eğer isteklerin için savaşmıyorsan, kaybettiklerin için ağlama.
El için kuyu kazan, evvela kendi düşer.
Evet anladık biliyoruz zaten, tipinizin gideri var ama karakterinizin ederi yok!
Eşeğe altın semer vursalar, eşek yine eşektir.
En büyük ve karlı yatırım, kendine yɑpılan yatırımdır.
El eliyle yılan tutulur.
Eğer inceldiği yerden kopmɑsına izin vermezsen, Gün gelir en sağlam yerinden kopar. Canın yanar, canını yakar.
Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme; kimi uzun, kimi kısa der.
Erkekler kadınların ilk aşkı, kɑdınlɑrsɑ erkeklerin son aşkı olmak isterler.
El elin eşeğini türkü çağırarak arar.
Evrenin tüm karanlığı tek bir mum ışığını bile köreltemez.
Evdeki hesap çarşıya uymaz.
Eden bulur, inleyen ölür.
Etme bulma dünyası.
Eğreti ata binen tez iner.
Emanete hıyanet olmaz.
Etle tırnak arasına girilmez.
Eğri otur, doğru söyle.
Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez.
Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.
Esirgenen göze çöp batar.
El el ile, değirmen yel ile.
Eşek hoşaftan ne anlar; suyunu içer, tanesini bırakır.
El elden üstündür.
Eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez.
El eli yıkar, iki elde yüzü.
Eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra Allah’a ısmarla.
Ekmeğime hoş çakal sürdün ya sen, ben şimdi ‘aşk’ karınla; sana, ne şiirler yazarım.
En çok da, en zor zamanımda sana ihtiyacım olan bu sessiz gecelerde terk etmen koydu.
Elveda dercesine bakan gözlerine eyvallah dercesine çeker giderim be güzelim.
En acı şey ayrılıktır ve ölmektir ben bunu çok iyi anladım. Sevdiğin insana o kadarda güvenme! Gün gelir bakarsın arkandan vurur.
Evet, acı çekiyorum, Evet çok özlüyorum. Evet, ulan evet onu unutamıyorum. Kime ne? Sormayın artık bana nasılsın? Diye. Boş verin, ben iyiyim işte.
En mutlu gününde yanında yoksa onunlayken bile onsuzluğu yaşıyorsan bil ki terk edilmişsindir yalnızlığı yaşıyorsun ama bilmeden.
F HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
F Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları
Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp: Yoksulluk utanılacak bir şey değildir, çalışmamak en büyük ayıptır.
Fala inanma, falsız kalma: Kişinin oyalanmak, yalan da olsa geleceği üzerine bir şeyler dinlemek isteğini hoş karşılamak gerekir.
Fare çıktığı deliği bilir: Bir kabahate, suça veya gizli işe kalkışan kişi, yakalanacağını anladığında nereye sığınacağını bilir.
Fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış: 1. Yapamayacağı kadar ağır bir işi varken başka bir iş daha yüklenmiş. 2. Kendisi sığıntı durumundayken yanına bir kişi daha almış.
Faydasız baş mezara yaraşır: Yaşayan kimse bir işe yaramalıdır, bir işe yaramayan kimsenin ölüden farkı yoktur.
Fazla mal göz çıkarmaz: Ne kadar ve ne türden mal olursa olsun malın fazlası elden çıkarılmamalıdır çünkü mutlaka bir gün gelir lazım olur.
Felek, kimine kavun yedirir kimine kelek: Bu dünyada kimi insanlar mutluluk içinde yaşarlar, kimileri de talihsizdirler.
Fırsat her vakit ele geçmez: Fırsat insanın eline çok seyrek geçtiği için çıkan fırsat iyi değerlendirilmelidir.
Fırsat sakal altından geçer: Fırsatı yakalayabilmek için uygun zamanı kollamak gerekir.
Fukaranın düşkünü, beyaz giyer kış günü: Daha önce iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur.
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar: Talih, fakire hiç gülmez; aynı sermaye zengine daha çok, fakire daha az gelir getirir.
Fukaranın tavuğu, zenginin atı kıymetli olur: Yoksul geçimini, varlıklı keyfini düşünür.
Fırsat her vakit ele geçmez.
Felaketin bir iyiliği varsa hakiki dostlarımızı tanıtmasıdır.
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.
Futbol, kitlelerin afyonudur. (Katolik bir rahip)
Fukaranın şaşkını, beyaz giyer kış günü.
Fakiri dövme, üstünü yırt.
Fısıltı ev yıkar.
Fazla mal göz çıkarmaz.
Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp.
Fırsat eldeyken sürün devranı.
Farz sünneti bastırır.
Fırıncının çocuğu aç dolaşırmış.
Faydasız baş mezara yaraşır.
Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp: Yoksulluk utanılacak bir şey değildir, çalışmamak en büyük ayıptır.
Fala inanma, falsız kalma: Kişinin oyalanmak, yalan da olsa geleceği üzerine bir şeyler dinlemek isteğini hoş karşılamak gerekir.
Fare çıktığı deliği bilir: Bir kabahate, suça veya gizli işe kalkışan kişi, yakalanacağını anladığında nereye sığınacağını bilir.
Fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış: 1. Yapamayacağı kadar ağır bir işi varken başka bir iş daha yüklenmiş. 2. Kendisi sığıntı durumundayken yanına bir kişi daha almış.
Faydasız baş mezara yaraşır: Yaşayan kimse bir işe yaramalıdır, bir işe yaramayan kimsenin ölüden farkı yoktur.
Fazla mal göz çıkarmaz: Ne kadar ve ne türden mal olursa olsun malın fazlası elden çıkarılmamalıdır çünkü mutlaka bir gün gelir lazım olur.
Felek, kimine kavun yedirir kimine kelek: Bu dünyada kimi insanlar mutluluk içinde yaşarlar, kimileri de talihsizdirler.
Fırsat her vakit ele geçmez: Fırsat insanın eline çok seyrek geçtiği için çıkan fırsat iyi değerlendirilmelidir.
Fırsat sakal altından geçer: Fırsatı yakalayabilmek için uygun zamanı kollamak gerekir.
Fukaranın düşkünü, beyaz giyer kış günü: Daha önce iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur.
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar: Talih, fakire hiç gülmez; aynı sermaye zengine daha çok, fakire daha az gelir getirir.
Fukaranın tavuğu, zenginin atı kıymetli olur: Yoksul geçimini, varlıklı keyfini düşünür.
Fırsat her vakit ele geçmez.
Felaketin bir iyiliği varsa hakiki dostlarımızı tanıtmasıdır.
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.
Futbol, kitlelerin afyonudur. (Katolik bir rahip)
Fukaranın şaşkını, beyaz giyer kış günü.
Fakiri dövme, üstünü yırt.
Fısıltı ev yıkar.
Fazla mal göz çıkarmaz.
Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp.
Fırsat eldeyken sürün devranı.
Farz sünneti bastırır.
Fırıncının çocuğu aç dolaşırmış.
Faydasız baş mezara yaraşır.
G-H İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
G HARFİ İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Garip kim, kör o.
Güzel güzeli çeker
Gelecek sahneye gelince geçmiş gider
Güç, hedeften gelir
Gerçeği söylemek dindendir
Güzel değil güzellik sonsuzdur
Gece, Kadınlarla Yıldızları Güzel Gösterir.
Gevezeyi yalnızca sağır kıskanır
Gavurun ekmeğini yiyen gavurun kılıcını çalar.
Gölgede kalanın gölgesi olmaz
Gavura kızıp oruç yenmez.
Gönlümüz bize aklımızdan daha yakındır.
Garip kusun yuvasını Allah yapar.
Garip kim, kör o.
Güzel güzeli çeker
Gelecek sahneye gelince geçmiş gider
Güç, hedeften gelir
Gerçeği söylemek dindendir
Güzel değil güzellik sonsuzdur
Gece, Kadınlarla Yıldızları Güzel Gösterir.
Gevezeyi yalnızca sağır kıskanır
Gavurun ekmeğini yiyen gavurun kılıcını çalar.
Gölgede kalanın gölgesi olmaz
Gavura kızıp oruç yenmez.
Gönlümüz bize aklımızdan daha yakındır.
Garip kusun yuvasını Allah yapar.
H Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları
Hacı hacı olmaz gitmekle Mekke’ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye: Bir işi görünüşte ve biçimsel olarak yapmakla o iş gerçekten yapılmış ve sonuç elde edilmiş olmaz. (dede: Dervişlerin büyükleri.)
Hacı hacıyı Mekke’de, derviş dervişi tekkede bulur: Hedefleri, amaçları aynı olanların yolları aynı noktada kesişir.
Haddini bilmeyene bildirirler: Çevresindekileri hiçe sayarak yetkili olmadığı konularda yüksekten atanlara sert karşılıklarla gereken dersler verilir.
Hak deyince akan sular durur: Bir anlaşmazlıkta adalet, tarafsızlık, hakkaniyet devreye girdiğinde kimsenin söyleyecek sözü kalmaz.
Hak yerini bulur (yerde kalmaz): Haksızlık er geç ortaya çıkar.
Haklı söz, haksızı Bağdat’tan çevirir: Doğru söz, yanlış yolda çok ilerlemiş kişiyi bile yola getirir.
Hâl hâlin yoldaşıdır: Aynı durumdaki kimseler, birbirlerinin hâlini daha iyi anlarlar.
Hamala semeri yük olmaz: İnsana kendi işi ağır gelmez.
Hamama giren terler: Bir işe girişen, o işin güçlüklerini veya masraflarını göze almalıdır.
Hangi dağda kurt öldü?: Birisinden beklenmeyen bir davranış görüldüğünde şaşma ve sitem bildirmek için kullanılan bir söz.
Hangi gün vardır akşam olmadık: Sona ermeyecek hiçbir iyi durum, yıldızı sönmeyecek hiçbir ünlü yoktur.
Haramın temeli olmaz: Haram kazanç, bir işe yaramadan telef olur gider.
Haramzade pazar bozar, helalzade pazar yapar: Sütü bozuk kişi, iki kimsenin arasını açar, anlaşmalarına engel olur; soylu kişi ise arabuluculuk yapar, anlaşmalarına yardım eder.
Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz: Çalışanın emeğinin karşılığı verilmelidir.
Harman dövmek keçinin işi değil: Önemli işler herkese yaptırılmaz.
Harman (harmanını) yakarım diyen orağa yetişmemiş: Başkasına kötülük yapmayı tasarlayan kimse, kötülüğünü yapmaya fırsat bulmadan cezasını görür.
Harman sonu dervişlerindir: Herkesin bol bol yararlandığı şeylerin artakalanından alçak gönüllüler yararlanır.
Harman yel ile, düğün el ile: Her işin gerçekleşmesi birtakım koşulların bulunmasına bağlıdır.
Hasta ol benim için, öleyim senin için: Kişi kendisi için bir fedakârlıkta bulunan kimseye karşı sırası geldiğinde daha büyük fedakârlıkta bulunur.
Hasta olmayan, sağlığın kadrini bilmez: İnsanlar sağlığın değerini ancak hastalıkta acı çekip iyileştikten sonra anlarlar.
Hastaya bakmaktan hasta olması yeğdir: Ağır bir hastaya bakmak o denli güçtür ki, kimi zaman hasta olmak bundan daha kolay görünür.
Hastaya döşek sorulmaz: Bir kişiye, onsuz yapamayacağı belli olan bir şeyin gerekli olup olmadığı sorulmaz.
Hatasız kul olmaz: İnsan yanılmamak için ne kadar dikkat ederse etsin yine yanılır.
Haydan gelen huya gider: Kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar.
Hayır dile komşuna, hayır gele başına: Sen başkaları için iyi şeyler dile ve yap ki başkaları da senin için iyi şeyler dilesin, yapsın.
Hayırlı evlat neylesin malı, hayırsız evlat neylesin malı: Çocuk akıllı ise babasından mal kalsın diye beklemez, malı kendisi kazanır; akılsızsa babası ne kadar çok mal bırakırsa bıraksın, değerini bilmez ve onu kısa zamanda bitirir.
Hayvan yularından, insan ikrarından (sözünden) tutulur: Yularından tutulan hayvan başka yöne sapamadığı gibi insan da söylediği sözün dışına çıkamaz.
Hayvanın alacası dışında, insanın alacası içinde: Hayvanların işe yarayıp yaramayacakları görünüşlerinden belli olur ancak insanların kötü huylu olup olmadıkları dışarıdan anlaşılamaz.
Hazıra dağlar dayanmaz: Sürekli harcama, en büyük birikimleri bile eritir.
Hekimden sorma, çekenden sor: Bir sıkıntının acısını ancak onu çeken bilir.
Hekimsiz, hâkimsiz memlekette oturma: Sağlığın güvencesi hekim, toplumun güvencesi hâkimdir, bu iki güvencenin bulunmadığı yerde yaşamak zordur.
Helalzade barıştırır, haramzade karıştırır: Sütü bozuk kişi, iki kimsenin arasını açar, anlaşmalarına engel olur; soylu kişi ise arabuluculuk yapar, anlaşmalarına yardım eder.
Her ağacın meyvesi olmaz: Dıştan başarılı, üretken gibi görülen herkes gerçekte öyle olmayabilir.
Her ağaç kökünden kurur (çürür): Bir topluluğun dayandığı temel bozulursa o topluluk bozulur.
Her ağaçtan kaşık olmaz: Özelliği olan bir iş için sıradan birisi kullanılamaz.
Her çok azdan olur: Çoğu elde etmek için azları biriktirmek gerekir.
Her dağın derdi kendine göre: Herkesin kendi durumuna bağlı olarak sorunları vardır.
Her damardan kan alınmaz: Herkesten yardım istenmez, istense de alınamaz.
Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan: Sonunu düşünmeden sana zararı dokunma olasılığı bulunan davranışlarda bulunma.
Her düşüş, bir öğreniş: Kişi her yanlış davranışının acı sonucundan bir ders almalıdır.
Her firavunun bir Musa’sı çıkar: İnsanı, zalimce davranan birinden kurtaracak bir kimse her zaman bulunur.
Her gönülde bir arslan yatar: Herkesin kendine göre büyük bir emeli vardır.
Her gün baklava börek yense bıkılır: Hep aynı şeyle uğraşmak insana bıkkınlık verir.
Her gün bir olmaz: Bir günün işleri, durumları, şartları başka bir gününkine uymaz.
Her gün papaz pilav yemez: 1. Bir insanı hep aynı hileyle kandıramazsın. 2. İnsan zaman zaman değişiklik ister. 3. Her zaman aynı fırsat ele geçmez.
Her güzelin bir kusuru vardır: Her iyi şeyin hoşa gitmeyen bir yönü, her güzelin kusurlu bir tarafı vardır.
Her horoz kendi çöplüğünde öter: Herkes ancak kendi çevresinde bir değer taşır ve sözünü orada geçirebilir.
Her işin (şeyin) başı sağlık: İnsanın yapacağı her şey vücut sağlığına bağlıdır.
Her işte bir hayır vardır: Kişi, kötümserliğe kapılmamak için olup biten her işi hayra yormalıdır.
Her kaşığın kısmeti bir olmaz: Herkesin talihi, kazancı bir değildir.
Her kimin bağı var, yüreğinde dağı var: Malı, mülkü veya evladı olanlar kaygı ve tasadan uzak olamazlar. (dağ: Ateş yarası.)
Her koyun kendi bacağından asılır: Herkes kendi davranışlarından sorumludur, herkes hatasının cezasını kendisi çeker.
Her kuşun eti yenmez: Herkes zorbalığa boyun eğmez, buna karşı gelecekler de çıkar.
Her sakaldan bir tel çekseler köseye sakal olur: Herkes biraz fedakârlık etse bir yoksul perişanlıktan kurtulur.
Her şeyin vakti var, horoz bile vaktinde öter: Her şey zamanında yapılmalıdır.
Her şeyin yenisi, dostun eskisi: Dostluk eskidikçe güç ve değer kazanır.
Her şeyin yokluğu yokluktur: İnsana gerekli olan şey küçük ve değersiz de olsa yokluğunda kendini belli eder.
Her taş baş yarmaz: Korkulan her şey tehlikeli değildir.
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır: Herkesin kendine özgü bir çalışma yöntemi, bir iş yapma biçimi vardır.
Her yokuşun bir inişi, her inişin bir yokuşu vardır: Hayat boyunca yükselme, düşme vb. durumlar birbirinin ardından gelebilir.
Her zaman gemicinin istediği rüzgâr esmez: Olaylar herkesin istediği biçimde meydana gelmez.
Hr ziyan bir öğüttür: Kişi, uğradığı her zarardan bir ders alır.
Herkes aklını pazara çıkarmış, yine kendi aklını almış: İnsanlar kendi akıllarını başkalarının aklından üstün görürler.
Herkes bildiğini okur: Başkaları ne söylerse söylesin, herkes kendi düşünüşüne göre iş yapar.
Herkes davul çalar ama çomağı makama uyduramaz: Herkes iş yapar ama o işin gerektirdiği ustalığı gösteremez.
Herkes ektiğini biçer: Nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.
Herkes evinde ağadır: Herkesin kendi evinde, kendi çevresinde saygınlığı vardır.
Herkes gider Mersin’e, biz gideriz tersine: Bir işin bilerek ters yapıldığını, yolunda yapılmadığını anlatır.
Herkes kaşık yapar ama sapını ortaya (doğru) getiremez: Herkes bir iş yapar ancak istenildiği kadar güzel ve kusursuz olmaz.
Herkes kendi ayıbını bilmez: İnsan kendi kusurunu göremez, bilemez.
Herkes kendi ölüsü için ağlar: Hiç kimse başkasının acısını içinde duymaz, onun yüreğini sızlatan ancak kendi acısıdır.
Herkes ne ederse kendine eder: Nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.
Herkesin ağzı torba değil ki büzesin: Başkalarının söyleyeceklerine engel olamazsınız.
Herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz: Herkes aynı şeyi bilse ve yapabilseydi, geri kalan işleri yapacak kimse bulunamazdı.
Herkesin arşınına göre bez vermezler: Genel kurallar herkesin istek ve gereksinimine göre bozulamaz.
Herkesin bir derdi var, değirmencininki su: Herkesin kendi yaşayışı ile ilgili bir derdi vardır, bir kişinin derdi ötekininkine benzemez.
Herkesin ettiği yoluna gelir: Bir kimse başkasına ne yaparsa kendisi de aynı şeyle karşılaşır.
Herkesin geçtiği köprüden sen de geç: Herkesin tuttuğu yoldan sen de git.
Herkesin gönlünde bir aslan yatar: Herkesin kendine göre büyük bir emeli vardır.
Herkesin hamuru ekmeğine göredir: Bir iş için yapılacak hazırlık, gereksinim ölçüsünde olmalıdır.
Herkesin tenceresi kapalı kaynar: Bir kimsenin durumu, içinde bulunduğu yaşayış şartları başkalarınca gereği gibi bilinemez.
Herkesin yorulduğu yere han yapılmaz: Genel kurallar herkesin istek ve gereksinimine göre bozulamaz.
Hırsıza kilit olmaz: Kötü bir iş yapmaya kararlı olan kişiyi önlemek için alınacak tedbirler yararsızdır.
Horoz ölür, gözü çöplükte kalır: Yaşanılmış, alışılmış, erişilmiş bir durum veya makam yitirildikten sonr, göz o durum veya makamda kalır.
Horozu çok olan köyde sabah geç olur: Karışanı çok olan işlerden sonuç güç alınır.
Huy canın altındadır: İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir.
Huylu huyundan vazgeçmez: Bir huy edinmiş olan kişiyi bu huyundan vazgeçirmek imkânsızdır.H HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Hedefsiz plan olmaz.
Haddini bilmeyene bildirirler.
Hak deyince akan sular durur.
Huylu huyundan vazgeçmez.
Hak gelince, batıl gider.
Horozu çok olan köyde sabah geç olur.
Hak yerde kalmaz.
Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.
Hak yerini bulur.
Hocanın vurduğu yerde gül biter.
Hal halin yoldaşıdır.
Hızlı koşan atın boku seyrek düşer.
Hamala semeri yük değildir.
Hesapsız kasap, ya bıçak kırar ya masa.
Hamama giren terler.
Herşeyin yenisi, dostun eskisi.
Hangi gün vardır akşam olmadık.
Herşey olacağına varır.
Harama el uzatılmaz.
Herkesin yorulduğu yere han yapılmaz.
Harama uçkur çözülmez.
Herkesin tenceresi kapalı kaynar.
Haramın temeli olmaz.
Herkesin ettiği yoluna gelir.
Harman dövmek keçinin işi değil.
Herkesin arşına göre bez vermezler.
Harman yel ile, düğün el ile olur.
Herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz.
Hasta sağ kalırsa hekime karşı gelir.
Herkes ne ederse kendine eder.
Hatasız kul olmaz.
Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.
Haydan gelen Huya gider.
Herkes kaşık yapar ama sapını ortaya getiremez.
Hayır dile komşuna, hayır gele başına.
Herkes ektiğini biçer.
Hazıra dağ dayanmaz.
Hayra yor ki ulaşasın Hz. Ali
Herkes bildiğini okur.
Her inişin bir yokuşu vardır.
Hekimden sorma, çekenden sor.
Her ziyan bir öğüttür.
Hekimsiz, hakimsiz yerde oturma.
Her zaman gemicinin istediği rüzgar esmez.
Hem kız, hem baldırı düz, hemde ucuz olur mu?
Her yiğidin gönlünde bir arslan yatar.
Her ağacın meyvesi olmaz.
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.
Her ağaçtan kaşık olmaz.
Her şeyin bir vakti var, horoz bile vaktinde öter.
Her akla geleni işleme her ağacı taşlama.
Her şey incelikten insan kabalıktan kırılır.
Her çok azdan olur.
Her kuşun eti yenmez.
Her damardan kan alınmaz.
Her koyun kendi bacağından asılır.
Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan.
Her kaşığın kısmeti bir olmaz.
Her Firavun’un bir Musa’sı olur.
Her işin başı sağlık.
Her horoz kendi çöplüğünde öter.
Hırsızlık bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten.
Hocanın dediğini yap, arkasından gitme.
Hırs boşluğunu ancak toprak doyurur Hz. Ali
Hukuk ve kanunlar devleti değil, halkı korur
Haklarımız görevlerimizi yerine getirdikçe artar.
Haram yiyen bir orduyla beldelerin fethi olanaksızdır
Hastalığın şikayet edilmesi, Allah’ı kula şikayet etmektir.
Hacı hacı olmaz gitmekle Mekke’ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye.
Hedef gösterilmezse insanlar boş şeylerle uğraşırlar. Bu da doyumsuzluğa sürükler insanlığı
Hastalık, iyileştirilmesi gereken bir hali, bunalım ise aşılması, yaşanarak tüketilmesi gereken bir süreci ifade eder
Hacı hacı olmaz gitmekle Mekke’ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye: Bir işi görünüşte ve biçimsel olarak yapmakla o iş gerçekten yapılmış ve sonuç elde edilmiş olmaz. (dede: Dervişlerin büyükleri.)
Hacı hacıyı Mekke’de, derviş dervişi tekkede bulur: Hedefleri, amaçları aynı olanların yolları aynı noktada kesişir.
Haddini bilmeyene bildirirler: Çevresindekileri hiçe sayarak yetkili olmadığı konularda yüksekten atanlara sert karşılıklarla gereken dersler verilir.
Hak deyince akan sular durur: Bir anlaşmazlıkta adalet, tarafsızlık, hakkaniyet devreye girdiğinde kimsenin söyleyecek sözü kalmaz.
Hak yerini bulur (yerde kalmaz): Haksızlık er geç ortaya çıkar.
Haklı söz, haksızı Bağdat’tan çevirir: Doğru söz, yanlış yolda çok ilerlemiş kişiyi bile yola getirir.
Hâl hâlin yoldaşıdır: Aynı durumdaki kimseler, birbirlerinin hâlini daha iyi anlarlar.
Hamala semeri yük olmaz: İnsana kendi işi ağır gelmez.
Hamama giren terler: Bir işe girişen, o işin güçlüklerini veya masraflarını göze almalıdır.
Hangi dağda kurt öldü?: Birisinden beklenmeyen bir davranış görüldüğünde şaşma ve sitem bildirmek için kullanılan bir söz.
Hangi gün vardır akşam olmadık: Sona ermeyecek hiçbir iyi durum, yıldızı sönmeyecek hiçbir ünlü yoktur.
Haramın temeli olmaz: Haram kazanç, bir işe yaramadan telef olur gider.
Haramzade pazar bozar, helalzade pazar yapar: Sütü bozuk kişi, iki kimsenin arasını açar, anlaşmalarına engel olur; soylu kişi ise arabuluculuk yapar, anlaşmalarına yardım eder.
Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz: Çalışanın emeğinin karşılığı verilmelidir.
Harman dövmek keçinin işi değil: Önemli işler herkese yaptırılmaz.
Harman (harmanını) yakarım diyen orağa yetişmemiş: Başkasına kötülük yapmayı tasarlayan kimse, kötülüğünü yapmaya fırsat bulmadan cezasını görür.
Harman sonu dervişlerindir: Herkesin bol bol yararlandığı şeylerin artakalanından alçak gönüllüler yararlanır.
Harman yel ile, düğün el ile: Her işin gerçekleşmesi birtakım koşulların bulunmasına bağlıdır.
Hasta ol benim için, öleyim senin için: Kişi kendisi için bir fedakârlıkta bulunan kimseye karşı sırası geldiğinde daha büyük fedakârlıkta bulunur.
Hasta olmayan, sağlığın kadrini bilmez: İnsanlar sağlığın değerini ancak hastalıkta acı çekip iyileştikten sonra anlarlar.
Hastaya bakmaktan hasta olması yeğdir: Ağır bir hastaya bakmak o denli güçtür ki, kimi zaman hasta olmak bundan daha kolay görünür.
Hastaya döşek sorulmaz: Bir kişiye, onsuz yapamayacağı belli olan bir şeyin gerekli olup olmadığı sorulmaz.
Hatasız kul olmaz: İnsan yanılmamak için ne kadar dikkat ederse etsin yine yanılır.
Haydan gelen huya gider: Kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar.
Hayır dile komşuna, hayır gele başına: Sen başkaları için iyi şeyler dile ve yap ki başkaları da senin için iyi şeyler dilesin, yapsın.
Hayırlı evlat neylesin malı, hayırsız evlat neylesin malı: Çocuk akıllı ise babasından mal kalsın diye beklemez, malı kendisi kazanır; akılsızsa babası ne kadar çok mal bırakırsa bıraksın, değerini bilmez ve onu kısa zamanda bitirir.
Hayvan yularından, insan ikrarından (sözünden) tutulur: Yularından tutulan hayvan başka yöne sapamadığı gibi insan da söylediği sözün dışına çıkamaz.
Hayvanın alacası dışında, insanın alacası içinde: Hayvanların işe yarayıp yaramayacakları görünüşlerinden belli olur ancak insanların kötü huylu olup olmadıkları dışarıdan anlaşılamaz.
Hazıra dağlar dayanmaz: Sürekli harcama, en büyük birikimleri bile eritir.
Hekimden sorma, çekenden sor: Bir sıkıntının acısını ancak onu çeken bilir.
Hekimsiz, hâkimsiz memlekette oturma: Sağlığın güvencesi hekim, toplumun güvencesi hâkimdir, bu iki güvencenin bulunmadığı yerde yaşamak zordur.
Helalzade barıştırır, haramzade karıştırır: Sütü bozuk kişi, iki kimsenin arasını açar, anlaşmalarına engel olur; soylu kişi ise arabuluculuk yapar, anlaşmalarına yardım eder.
Her ağacın meyvesi olmaz: Dıştan başarılı, üretken gibi görülen herkes gerçekte öyle olmayabilir.
Her ağaç kökünden kurur (çürür): Bir topluluğun dayandığı temel bozulursa o topluluk bozulur.
Her ağaçtan kaşık olmaz: Özelliği olan bir iş için sıradan birisi kullanılamaz.
Her çok azdan olur: Çoğu elde etmek için azları biriktirmek gerekir.
Her dağın derdi kendine göre: Herkesin kendi durumuna bağlı olarak sorunları vardır.
Her damardan kan alınmaz: Herkesten yardım istenmez, istense de alınamaz.
Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan: Sonunu düşünmeden sana zararı dokunma olasılığı bulunan davranışlarda bulunma.
Her düşüş, bir öğreniş: Kişi her yanlış davranışının acı sonucundan bir ders almalıdır.
Her firavunun bir Musa’sı çıkar: İnsanı, zalimce davranan birinden kurtaracak bir kimse her zaman bulunur.
Her gönülde bir arslan yatar: Herkesin kendine göre büyük bir emeli vardır.
Her gün baklava börek yense bıkılır: Hep aynı şeyle uğraşmak insana bıkkınlık verir.
Her gün bir olmaz: Bir günün işleri, durumları, şartları başka bir gününkine uymaz.
Her gün papaz pilav yemez: 1. Bir insanı hep aynı hileyle kandıramazsın. 2. İnsan zaman zaman değişiklik ister. 3. Her zaman aynı fırsat ele geçmez.
Her güzelin bir kusuru vardır: Her iyi şeyin hoşa gitmeyen bir yönü, her güzelin kusurlu bir tarafı vardır.
Her horoz kendi çöplüğünde öter: Herkes ancak kendi çevresinde bir değer taşır ve sözünü orada geçirebilir.
Her işin (şeyin) başı sağlık: İnsanın yapacağı her şey vücut sağlığına bağlıdır.
Her işte bir hayır vardır: Kişi, kötümserliğe kapılmamak için olup biten her işi hayra yormalıdır.
Her kaşığın kısmeti bir olmaz: Herkesin talihi, kazancı bir değildir.
Her kimin bağı var, yüreğinde dağı var: Malı, mülkü veya evladı olanlar kaygı ve tasadan uzak olamazlar. (dağ: Ateş yarası.)
Her koyun kendi bacağından asılır: Herkes kendi davranışlarından sorumludur, herkes hatasının cezasını kendisi çeker.
Her kuşun eti yenmez: Herkes zorbalığa boyun eğmez, buna karşı gelecekler de çıkar.
Her sakaldan bir tel çekseler köseye sakal olur: Herkes biraz fedakârlık etse bir yoksul perişanlıktan kurtulur.
Her şeyin vakti var, horoz bile vaktinde öter: Her şey zamanında yapılmalıdır.
Her şeyin yenisi, dostun eskisi: Dostluk eskidikçe güç ve değer kazanır.
Her şeyin yokluğu yokluktur: İnsana gerekli olan şey küçük ve değersiz de olsa yokluğunda kendini belli eder.
Her taş baş yarmaz: Korkulan her şey tehlikeli değildir.
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır: Herkesin kendine özgü bir çalışma yöntemi, bir iş yapma biçimi vardır.
Her yokuşun bir inişi, her inişin bir yokuşu vardır: Hayat boyunca yükselme, düşme vb. durumlar birbirinin ardından gelebilir.
Her zaman gemicinin istediği rüzgâr esmez: Olaylar herkesin istediği biçimde meydana gelmez.
Hr ziyan bir öğüttür: Kişi, uğradığı her zarardan bir ders alır.
Herkes aklını pazara çıkarmış, yine kendi aklını almış: İnsanlar kendi akıllarını başkalarının aklından üstün görürler.
Herkes bildiğini okur: Başkaları ne söylerse söylesin, herkes kendi düşünüşüne göre iş yapar.
Herkes davul çalar ama çomağı makama uyduramaz: Herkes iş yapar ama o işin gerektirdiği ustalığı gösteremez.
Herkes ektiğini biçer: Nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.
Herkes evinde ağadır: Herkesin kendi evinde, kendi çevresinde saygınlığı vardır.
Herkes gider Mersin’e, biz gideriz tersine: Bir işin bilerek ters yapıldığını, yolunda yapılmadığını anlatır.
Herkes kaşık yapar ama sapını ortaya (doğru) getiremez: Herkes bir iş yapar ancak istenildiği kadar güzel ve kusursuz olmaz.
Herkes kendi ayıbını bilmez: İnsan kendi kusurunu göremez, bilemez.
Herkes kendi ölüsü için ağlar: Hiç kimse başkasının acısını içinde duymaz, onun yüreğini sızlatan ancak kendi acısıdır.
Herkes ne ederse kendine eder: Nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.
Herkesin ağzı torba değil ki büzesin: Başkalarının söyleyeceklerine engel olamazsınız.
Herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz: Herkes aynı şeyi bilse ve yapabilseydi, geri kalan işleri yapacak kimse bulunamazdı.
Herkesin arşınına göre bez vermezler: Genel kurallar herkesin istek ve gereksinimine göre bozulamaz.
Herkesin bir derdi var, değirmencininki su: Herkesin kendi yaşayışı ile ilgili bir derdi vardır, bir kişinin derdi ötekininkine benzemez.
Herkesin ettiği yoluna gelir: Bir kimse başkasına ne yaparsa kendisi de aynı şeyle karşılaşır.
Herkesin geçtiği köprüden sen de geç: Herkesin tuttuğu yoldan sen de git.
Herkesin gönlünde bir aslan yatar: Herkesin kendine göre büyük bir emeli vardır.
Herkesin hamuru ekmeğine göredir: Bir iş için yapılacak hazırlık, gereksinim ölçüsünde olmalıdır.
Herkesin tenceresi kapalı kaynar: Bir kimsenin durumu, içinde bulunduğu yaşayış şartları başkalarınca gereği gibi bilinemez.
Herkesin yorulduğu yere han yapılmaz: Genel kurallar herkesin istek ve gereksinimine göre bozulamaz.
Hırsıza kilit olmaz: Kötü bir iş yapmaya kararlı olan kişiyi önlemek için alınacak tedbirler yararsızdır.
Horoz ölür, gözü çöplükte kalır: Yaşanılmış, alışılmış, erişilmiş bir durum veya makam yitirildikten sonr, göz o durum veya makamda kalır.
Horozu çok olan köyde sabah geç olur: Karışanı çok olan işlerden sonuç güç alınır.
Huy canın altındadır: İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir.
Huylu huyundan vazgeçmez: Bir huy edinmiş olan kişiyi bu huyundan vazgeçirmek imkânsızdır.H HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Hedefsiz plan olmaz.
Haddini bilmeyene bildirirler.
Hak deyince akan sular durur.
Huylu huyundan vazgeçmez.
Hak gelince, batıl gider.
Horozu çok olan köyde sabah geç olur.
Hak yerde kalmaz.
Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.
Hak yerini bulur.
Hocanın vurduğu yerde gül biter.
Hal halin yoldaşıdır.
Hızlı koşan atın boku seyrek düşer.
Hamala semeri yük değildir.
Hesapsız kasap, ya bıçak kırar ya masa.
Hamama giren terler.
Herşeyin yenisi, dostun eskisi.
Hangi gün vardır akşam olmadık.
Herşey olacağına varır.
Harama el uzatılmaz.
Herkesin yorulduğu yere han yapılmaz.
Harama uçkur çözülmez.
Herkesin tenceresi kapalı kaynar.
Haramın temeli olmaz.
Herkesin ettiği yoluna gelir.
Harman dövmek keçinin işi değil.
Herkesin arşına göre bez vermezler.
Harman yel ile, düğün el ile olur.
Herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz.
Hasta sağ kalırsa hekime karşı gelir.
Herkes ne ederse kendine eder.
Hatasız kul olmaz.
Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.
Haydan gelen Huya gider.
Herkes kaşık yapar ama sapını ortaya getiremez.
Hayır dile komşuna, hayır gele başına.
Herkes ektiğini biçer.
Hazıra dağ dayanmaz.
Hayra yor ki ulaşasın Hz. Ali
Herkes bildiğini okur.
Her inişin bir yokuşu vardır.
Hekimden sorma, çekenden sor.
Her ziyan bir öğüttür.
Hekimsiz, hakimsiz yerde oturma.
Her zaman gemicinin istediği rüzgar esmez.
Hem kız, hem baldırı düz, hemde ucuz olur mu?
Her yiğidin gönlünde bir arslan yatar.
Her ağacın meyvesi olmaz.
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.
Her ağaçtan kaşık olmaz.
Her şeyin bir vakti var, horoz bile vaktinde öter.
Her akla geleni işleme her ağacı taşlama.
Her şey incelikten insan kabalıktan kırılır.
Her çok azdan olur.
Her kuşun eti yenmez.
Her damardan kan alınmaz.
Her koyun kendi bacağından asılır.
Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan.
Her kaşığın kısmeti bir olmaz.
Her Firavun’un bir Musa’sı olur.
Her işin başı sağlık.
Her horoz kendi çöplüğünde öter.
Hırsızlık bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten.
Hocanın dediğini yap, arkasından gitme.
Hırs boşluğunu ancak toprak doyurur Hz. Ali
Hukuk ve kanunlar devleti değil, halkı korur
Haklarımız görevlerimizi yerine getirdikçe artar.
Haram yiyen bir orduyla beldelerin fethi olanaksızdır
Hastalığın şikayet edilmesi, Allah’ı kula şikayet etmektir.
Hacı hacı olmaz gitmekle Mekke’ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye.
Hedef gösterilmezse insanlar boş şeylerle uğraşırlar. Bu da doyumsuzluğa sürükler insanlığı
Hastalık, iyileştirilmesi gereken bir hali, bunalım ise aşılması, yaşanarak tüketilmesi gereken bir süreci ifade eder
I-İ İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
I-İ HARFİ İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
İyiler düşmansız olmaz.
İnsan iyiliği ile baş olur
İnsan evrenin nesnesi değil öznesidir.
İnsanın işi aslına delildir. Hz. Ali
İdeallerini gerçekleştiremiyorsan gerçeklerini idealleştir
İyi olacak hastanın hekim ayağına gelir.
İlgi görmek istiyorsan, ilgi göster
İyi insan lafının üstüne gelir.
İnandığın gibi yaşayamazsan yaşadığın gibi inanırsın
İyi evlat babayı vezir, kötüsü rezil eder.
İnsanları ayakta tutan inançlarıdır
İyi dost kara günde belli olur.
İyi olacağına inanmadığınız hiçbir konuda iyi olamazsınız.
İtle yatan bitle kalkar.
İnanmak, insanı mutlu eder. Kuşku duymak sefalete sürükler
İtle çuvala girilmez.
İnsan topraktan yaratılmıştır, her an çamurlaşabilir.
İtin duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı.
İslam ilginç başladı ve sonunda da başladığı gibi ilginç olacaktır
İti an, çomağı hazırla.
İstediğini olmak istiyorsan istediğini saklayarak çalış.
İt yal yediği kapıyı bekler.
İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz
İt ürür, kervan yürür.
İyiliğinize inanılmasını istiyorsanız ondan hiç bahsetmeyin.
İt itin ayağına basmaz.
İyilik yapmayı bilmiyorsan, hiç olmazsa kötülük yapma
İt derisinden post olmaz.
İki gönül bir olunca samanlık seyran olur.
İşten artmaz, dişten artar.
İki karpuz bir koltuğa sığmaz.
İşleyen demir ışıldar.
İki kişi konuşurken üçüncüye bok yemek düşer.
İslamın şartı beş, altıncısı insaf demişler.
İki ölç, bir biç.
İşine hor bakan boynuna torba takar.
İnsan beşer, kuldur şaşar.
İş olacağına varır.
İnsan doğduğu yerde değil, doyduğu yerde.
İş insanın aynasıdır.
İnsan göre göre, hayvan süre süre.
İp inceldiği yerden kopar.
İnsan insanın şeytanıdır.
İnsanoğlu çiğ süt emmiş.
İnsan kıymetini insan bilir.
İnsan yedisinde ne ise, yetmişinde de odur.
İnsan sevdiğini yerden yere vururmuş.
İyiliği gizli yapanlar, Tanrıya inananlardır.
İhlas ne kadar çok olursa evliyanın yardımı da o kadar büyük olur
İnsan olduğu halde hayati hayvanlardan daha az anlamak ne hazin şey.
İnsan hayatının dörtte üçünü yapamayacağı şeyleri istemekle geçirir…
İnsan yalnızca inandığı şey için, kanıları için yaşamını gözden çıkarır
İnsan kalbindeki imanı ile mümindir. Kafasındaki malumat yığını ile değil
İyiliğe karsı iyilik çabuk unutulur,ama kötülüğe karşı yapılan iyilik unutulmaz.
İnsanları inandıkları şeylerden vazgeçirmek bir şeye inandırmaktan daha zordur.
İnanarak çok az şeyi başarırsınız; ama inanmazsanız hiç bir şeyi başaramazsınız.
İyi olduğun zaman insanların seni kötü bilmesi, kötü olduğun zaman iyi bilinmenden iyidir
İlim, elde edilen bilgide değil, bu bilgiden elde edilen sonuçta, yarardadır
İşini sevmeyen veya sevdiğini iş eylemeyin insan,nadasa bırakılan tarla gibidir.Bekledikçe çoraklaşır
İslam,asli olandır,tabi olandır,yaratılış ahvalinin korunmasının tek yoludur.İslam,varlığın ve yaşamın gizidir.
İnsanı ihmal eden bir hizmet ve düşünce ne kendisine ne de insanlığa katkıda bulunabilir.İnsan imar edilmeli,insan mutlu kılınmalı.
İlmi kibirlenmek ve kendisini büyük görmek isteyenlerden hiçbiri iflah olmamıştır. Ama alçak gönüllü, alimlere ve insanlara hizmet etmek için öğrenen felah bulmuştur.
K-L İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
K HARFİ İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Kitap zekayı kibarlaştırır.
Köle olunmadan efendi olunmaz
Kadınların ve kitapların cildine bakan yanılır
Korktuğumuz şeyler efendimizdir.
Kalabalıkların başı çok, beyni yoktur.
Kalp ne ile doluysa, dudaklardan dökülür gider.
Kanaatkarın gamı olmaz. Hz. Ali
Kedinin boynuna ciğer asılmaz.
Kaçan balık büyük olur.
Kedi uzanamadığı ciğere pis der.
Kaçanın anası ağlamamış.
Keçi nereye çıkarsa oğlağıda oraya çıkar.
Kalp kalbe karşıdır.
Kardeş kardeşi atmış, yar başında tutmuş.
Keçi can derdinde kasap yağ derdinde.
Kanaat gibi devlet olmaz.
Kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu.
Kanatsız kuş uçmaz.
Kazan kazana kara demiş.
Kanı kanla yumazlar, kanı su ile yurlar.
Kaza geliyorum demez.
Kar, zararın kardeşidir.
Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
Kara haber tez duyulur.
Kaynayan kazan kapak tutmaz.
Karaya sabun, deliğe öğüt neylesin.
Kardeş kardeşin ne öldüğünü ister, ne onduğunu.
Kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz.
Katıra “baban kim?” demişler, “dayım attır” demiş.
Kusurumuz ne kadar çoksa o kadar kusur ararız.
Kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş yine kucaklamış.
Kişiliksiz insandan ne kendine ne de topluma yarar gelir
Kitaplar da dost gibidir, az fakat iyi seçilmiş olmalıdır.
Karga yavrusuna bakmış, “benim ak pak evladım” demiş.
Kusuru kendisine söylenmeyen adam ayıbını hüner sanır..
Kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur.
Kartala bir ok değmiş, oda kendi yeleğinden.
Kanaatten hiç kimse ölmedi. Hırs da hiç kimseyi zengin etmedi.
Karga, kekliği taklit edeyim demiş; kendi yürüyüşünü şaşırmış.
Kanaat olmazsa zengin hiç doymaz, yoksul da toplumda çıbana dönüşür
Kesinlikle Evlen ! Karın İyiyse Mutlu , Kötüyse Filozof Olursun
Kadında hayvan niteliği üstündür. Çünkü kadın, renge ve kokuya düşkündür
Konuşulanlar kalpten çıkarsa kalbe kadar gider. Ama dilden çıkarsa kulağı aşamaz
Kanun örümcek ağına benzer. Büyük böcekler deler geçer, küçük böcekler takılır kalır
Kalabalıklardan kaçmak gerekir. Çünkü kalabalıklar insanda akıl, fikir bırakmaz. Düşünce inzivadan hoşlanır
Kul, yaptığı bir şeyi kaderinde yazılı olduğu için yapıyor değil; o şeyi yapacağı için Allah kaderine onu yazmıştır.
Konuya karşınızdaki insanın yararını gözeterek başlayın ve karşınızdaki insana “evet” dedirtecek sorular yöneltin,tartışmayın.
Kalbi kazanan insan en büyük zaferi elde etmiştir. Kalbi kaybeden kimse ise, ne yapsa, her ne yapsa, insandan ve insanlıktan uzaktadır.
Kişinin kazancı nerede ise o yerde olmak mutluluk nişanıdır.Mutsuzlar nişanı da odur ki,aç ve dinç otursun,kıtlık çeksin bu vatanımdır gitmem desin.
L Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları
Laf lafı açar: Bir konu üzerinde konuşulurken ilgisi dolayısıyla söz başka bir konuya geçer, sohbet uzar, gider.
Laf torbaya girmez: Ağızdan çıkan bir söz, artık gizli kalmaz, herkes onu duyar.
Lafla peynir gemisi yürümez: Şöyle yaparım, böyle yaparım demekle yapılması gereken iş yapılmaz.
Lafla pilav pişerse deniz (dağ) kadar yağı benden: Söz söylemek, işleri başarmaya yetseydi en iri sözler söylenerek en büyük işler başarılırdı.
Latife latif gerek: Şaka yaparken bile incelikten ayrılmamak gerek.
Leyleği kuştan mı sayarsın, yazın gelir, kışın gider: Sürekli olarak bir iş üzerinde durmayan, maymun iştahlı olan kişiye kimse güvenmez.
Leyleğin ömrü (günü) laklakla geçer: Boş, anlamsız konuşanların durumunu anlatmak için söylenen bir söz.
Lodosun gözü yaşlı olur: Lodos genellikle yağmur getirir.
Lokma (bile) çiğnenmeden yutulmaz: Her iş emekle yapılır.
Lokma karın doyurmaz, şefkat artırır: Bir kimseye verilen armağan, aradaki sevgiyi artırdığı için değerlidir.
L HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Lokma çiğnenmeden yutulmaz.
Laf torbaya girmez.
Lodosun gözü yaşlı olur.
Lafla peynir gemisi yürümez.
Leyleğin ömrü laklakla geçer.
Latife latif gerek.
Lokum gibi kızlar, baklava sever..
Leyleği kuştan mı sayarsın, yazın gelir, kışın gider.
Lağım faresi gibi dolaşma ortalıkta!
Lal olur dönmez dilim seni görünce
Lakin ecel bile korkutmaz beni, bir ömür seninleyim..
Leyla’nın mecnunu araması
Lalelerin baharda kırmızıya boyanması
Lüle lüle saçların dalgalar gibi kıvrılması
Lunaparkdaki çocukların gözündeki sevinç
Limanda bekleyen aşkın seni bulması
Limon ağacı altında seni beklemem
L’li bütün harflerin bütününde simanın olması
L sendeki benin bendeki senin sevdanın isimdir.
Leziz bir yemekten sonra en güzel şeydir sigara yakmak.
Lavuk insanların düşünceleri sahtekarlıktan başka bir şey değildir.
Limoni olan aşkımızı sonunda bitirdin!
Lüzum yok artık seni düşünmeye, çizik çektim maziye..
M-N İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
N HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Nitelikli olan kalıcı olur
Nefes almak yaşamak demek değildir!
Nefes aldığın sürece mutlaka bir umut vardır.
Nefsin azgınlığı nefsi yorar. Hz. Ali
Ne yavuz ol asıl, ne yavaş ol basıl.
Namaza meyli olmayanın kulağı ezanda olmaz.
Niyet hayır, akıbet hayır.
Nasipsiz köpek kurban bayramında köy dışında bulunur.
Nisan yağmuru: Altın araba, gümüş tekerlek.
Nasipsiz köpek, kurban bayramında dağa çıkar.
Nikahta keramet vardır.
Ne doğrarsan aşına, o çıkar karşına.
Neren ağrırsa canın orda.
Ne ekersen onu biçersin.
Nerde hareket, orda bereket.
Ne karanlıkta yat, ne kara düş gör.
Nerde çokluk, orda bokluk.
Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.
Nerde birlik, orda dirlik.
Ne verirsen elinle o gelir seninle.
Nefes benim ise yüreğim senin olsun. Ben zehir içeyim su senin olsun.
Nazar ve nefes az kaldı kaderi geçe cekti. Nefes ve kaderden Allah’a sığının.
Nefsini ıslah eden kurtulmuş değildir. Belki kendi nefsiyle birlikte başkalarınınkini ıslaha çalışmaktır
Nefes alıyorsan umut var demektir; ama nokta koyulduktan sonra belki demek umut değil, çaresizliktir.
Nefis üç köşeli bir dilencidir. Ne biçimde koyarsan koy, yine sana batar. Ondan kurtulmanın imkanı var mı. Mevlana
Nitelikli olan kalıcı olur
Nefes almak yaşamak demek değildir!
Nefes aldığın sürece mutlaka bir umut vardır.
Nefsin azgınlığı nefsi yorar. Hz. Ali
Ne yavuz ol asıl, ne yavaş ol basıl.
Namaza meyli olmayanın kulağı ezanda olmaz.
Niyet hayır, akıbet hayır.
Nasipsiz köpek kurban bayramında köy dışında bulunur.
Nisan yağmuru: Altın araba, gümüş tekerlek.
Nasipsiz köpek, kurban bayramında dağa çıkar.
Nikahta keramet vardır.
Ne doğrarsan aşına, o çıkar karşına.
Neren ağrırsa canın orda.
Ne ekersen onu biçersin.
Nerde hareket, orda bereket.
Ne karanlıkta yat, ne kara düş gör.
Nerde çokluk, orda bokluk.
Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.
Nerde birlik, orda dirlik.
Ne verirsen elinle o gelir seninle.
Nefes benim ise yüreğim senin olsun. Ben zehir içeyim su senin olsun.
Nazar ve nefes az kaldı kaderi geçe cekti. Nefes ve kaderden Allah’a sığının.
Nefsini ıslah eden kurtulmuş değildir. Belki kendi nefsiyle birlikte başkalarınınkini ıslaha çalışmaktır
Nefes alıyorsan umut var demektir; ama nokta koyulduktan sonra belki demek umut değil, çaresizliktir.
Nefis üç köşeli bir dilencidir. Ne biçimde koyarsan koy, yine sana batar. Ondan kurtulmanın imkanı var mı. Mevlana
O- Ö İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Ö HARFİ İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Övünerek yaşayanlar, dövünerek ölürler.
Özgürlüğün tarihi fiğlerin tarihidir
Öğrenmek istediğin şeye çullan
Öz ağlamayınca göz ağlamaz.
Öğretmenlik kahramanların işidir
Öpülecek el ısırılmaz.
Önce düşün, sonra söyle.
Önce can, sonra canan.
Ölümsüzlük suyu eziyetin izinde bulunur
Ölümü gören, hastalığa razı olur.
Ölüm kalım bizim için.
Öfkeyle kalkan, zararla oturur.
Ölüm ile öç alınmaz.
Ölmüş koyun kurttan korkmaz.
Ödünç güle güle gider, ağlaya ağlaya gelir.
Ölenle ölünmez.
Öfke baldan tatlıdır.
Ölecek tavşan çomağa karşı gelir.
Öfkede akıl olmaz.
Öküz altında buzağı aranmaz.
Öğüt veren çoktur, ama belayı kaldıran yoktur.
Özürün hiçbiri, yapılmayan işin yerini tutamaz.
Öykünmeci olmamak ancak kendi kendine yetmekle olur
Öğüt, bir hazine kadar değerli olduğu halde bedava verilir.
Ölülerinize sövmeyin. Onlar zaten yaptıklarının karşılığını alıyorlar.
Ölümün bizi nerede beklediği belli değil, iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim.
Övünerek yaşayanlar, dövünerek ölürler.
Özgürlüğün tarihi fiğlerin tarihidir
Öğrenmek istediğin şeye çullan
Öz ağlamayınca göz ağlamaz.
Öğretmenlik kahramanların işidir
Öpülecek el ısırılmaz.
Önce düşün, sonra söyle.
Önce can, sonra canan.
Ölümsüzlük suyu eziyetin izinde bulunur
Ölümü gören, hastalığa razı olur.
Ölüm kalım bizim için.
Öfkeyle kalkan, zararla oturur.
Ölüm ile öç alınmaz.
Ölmüş koyun kurttan korkmaz.
Ödünç güle güle gider, ağlaya ağlaya gelir.
Ölenle ölünmez.
Öfke baldan tatlıdır.
Ölecek tavşan çomağa karşı gelir.
Öfkede akıl olmaz.
Öküz altında buzağı aranmaz.
Öğüt veren çoktur, ama belayı kaldıran yoktur.
Özürün hiçbiri, yapılmayan işin yerini tutamaz.
Öykünmeci olmamak ancak kendi kendine yetmekle olur
Öğüt, bir hazine kadar değerli olduğu halde bedava verilir.
Ölülerinize sövmeyin. Onlar zaten yaptıklarının karşılığını alıyorlar.
Ölümün bizi nerede beklediği belli değil, iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim.
P-R İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
R HARFİ İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Rüzgarın önüne düşmeyen yorulur.
Ruhunu kaybeden dünyayı kazansa ne çıkar.
Rüzgara tüküren kendi yüzüne tükürür.
Rağbet güzel ile zenginedir.
Rüzgar esmeyince yaprak oynamaz.
Rençber kırk yılda, tüccar kırk günde.
Rüzgar eken fırtına biçer.
Rüşvet kapıdan girince insaf bacadan çıkar.
Resmimi hayal ederim ve daha sonra hayalimi resmederim.
Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır.
Ramazanda yalan söyleyenin bayramda yüzü kara olur.
Rabbim sen beni dostlarımdan koru, ben düşmanlarımın icabına bakarım.
Rabıta, Allah’ın yeryüzündeki şahidine bakarak Allah’ı tanımaktır. İşte tefekkürün özü de budur.
Rüzgarın önüne düşmeyen yorulur.
Ruhunu kaybeden dünyayı kazansa ne çıkar.
Rüzgara tüküren kendi yüzüne tükürür.
Rağbet güzel ile zenginedir.
Rüzgar esmeyince yaprak oynamaz.
Rençber kırk yılda, tüccar kırk günde.
Rüzgar eken fırtına biçer.
Rüşvet kapıdan girince insaf bacadan çıkar.
Resmimi hayal ederim ve daha sonra hayalimi resmederim.
Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır.
Ramazanda yalan söyleyenin bayramda yüzü kara olur.
Rabbim sen beni dostlarımdan koru, ben düşmanlarımın icabına bakarım.
Rabıta, Allah’ın yeryüzündeki şahidine bakarak Allah’ı tanımaktır. İşte tefekkürün özü de budur.
S-Ş İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Ş HARFİ İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Şöhret afettir.
Şu dünyanın bin bir türlü hali var
Şahin ile deve avlanmaz.
Şimşek çakmadan gök gürlemez.
Şahin, sinek avlamaz.
Şakanın sonu kakadır.
Şeriatın kestiği parmak acımaz.
Şeytanla kabak ekenin, kabak başına patlar.
Şap ile şeker bir değil.
Şeytanın dostluğu darağacına kadardır.
Şapkası dar gelen, başım büyük sanır.
Şeyh uçmaz, müridi uçurur.
Şaraptan bozma sirke keskin olur.
Şeytanın en çok sevdiği kimseler:1.Çok yiyen 2.Çok uyuyan
Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar.
Şeytanın saptırma etkisi yalnızca kalbinde hastalık bulunan kimseler üzerinedir
Şık şık eden nalçadır, iş bitiren akçadır.
Şeytan, şehvetine (nefis ve isteklerine) hakim olup kötülüklerine aldanmayan kimsenin gölgesinden bile korkar
Şöhret afettir.
Şu dünyanın bin bir türlü hali var
Şahin ile deve avlanmaz.
Şimşek çakmadan gök gürlemez.
Şahin, sinek avlamaz.
Şakanın sonu kakadır.
Şeriatın kestiği parmak acımaz.
Şeytanla kabak ekenin, kabak başına patlar.
Şap ile şeker bir değil.
Şeytanın dostluğu darağacına kadardır.
Şapkası dar gelen, başım büyük sanır.
Şeyh uçmaz, müridi uçurur.
Şaraptan bozma sirke keskin olur.
Şeytanın en çok sevdiği kimseler:1.Çok yiyen 2.Çok uyuyan
Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar.
Şeytanın saptırma etkisi yalnızca kalbinde hastalık bulunan kimseler üzerinedir
Şık şık eden nalçadır, iş bitiren akçadır.
Şeytan, şehvetine (nefis ve isteklerine) hakim olup kötülüklerine aldanmayan kimsenin gölgesinden bile korkar
T İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
T HARFİ İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Tembellik hür adamı esir yapar.
Tembele iş buyur, sana akıl öğretsin.
Tam öğrenme sıfıra yakın öğrenmedir
Tevekkelin gemisi batmaz.
Tarih değil, yanlışlar yinelenir
Testiyi kıran da bir, suyu getiren de.
Tevekkül, insanların elinde bulunana umut bağlamamaktır.
Teşbihte hata olmaz.
Tereciye tere satılmaz.
Tabak sevdiği deriyi yerden yere çarpar.
Terazi tartıyla, her şey vaktiyle.
Tan yeri ağarınca hırsızın gözü kararır.
Temiz iş altı ayda çıkar.
Tencere dibin kara, seninki benden kara.
Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz.
Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.
Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın.
Tebdil-i mekanda ferahlık vardır.
Tek kanatla kuş uçmaz.
Tarlaya saban, sürüye çoban.
Tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur.
Taş düştüğü yerde ağırdır.
Tavşanı tazı tutar, çalımı avcı satar.
Taşıma su ile değirmen dönmez.
Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
Tatsız aşa tuz neylesin, akılsız başa söz neylesin.
Tatlı söz dinletir, tatsız söz esnetir.
Tatlı tatlı yemenin, acı acı geğirmesi olur.
Tatlı söz can azığı, acı söz baş kazığı.
Tövbe etmek isteyip de edemeyenler helak oldular
Terzi kendi söküğünü dikemez.
Türkçe,türküm diyen ve her yönüyle, her şeyden önce Türkçe konuşandır.
Terazi var, tartı var; her şeyin bir vakti var.
Toplum kendinden olana ,kendine benzeyene sürekli saygı duyar.
Tevekkülden habersiz olmak manevi açlığa,manevi azlık ruhsal yalnızlık ve dengesizliğe neden olur.
Türkler zekidirler ve kendilerini müspet yolda sevk ve idare edecek reislere sahip oldukları sürece de çalışkandırlar
Tarih,insanın geçmişini ve dolayısıyla kendini arayışının ilmidir.Tarih,hz.adem a.s.’dan günümüze insanın serüvenidir
Tövbesizlik fert fert,kavim kavim,millet millet bela ve musibeti zeker.Günah,kalpleri karartır.Kalpleri karartan günah belayı da çeker.
Tembellik hür adamı esir yapar.
Tembele iş buyur, sana akıl öğretsin.
Tam öğrenme sıfıra yakın öğrenmedir
Tevekkelin gemisi batmaz.
Tarih değil, yanlışlar yinelenir
Testiyi kıran da bir, suyu getiren de.
Tevekkül, insanların elinde bulunana umut bağlamamaktır.
Teşbihte hata olmaz.
Tereciye tere satılmaz.
Tabak sevdiği deriyi yerden yere çarpar.
Terazi tartıyla, her şey vaktiyle.
Tan yeri ağarınca hırsızın gözü kararır.
Temiz iş altı ayda çıkar.
Tencere dibin kara, seninki benden kara.
Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz.
Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.
Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın.
Tebdil-i mekanda ferahlık vardır.
Tek kanatla kuş uçmaz.
Tarlaya saban, sürüye çoban.
Tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur.
Taş düştüğü yerde ağırdır.
Tavşanı tazı tutar, çalımı avcı satar.
Taşıma su ile değirmen dönmez.
Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
Tatsız aşa tuz neylesin, akılsız başa söz neylesin.
Tatlı söz dinletir, tatsız söz esnetir.
Tatlı tatlı yemenin, acı acı geğirmesi olur.
Tatlı söz can azığı, acı söz baş kazığı.
Tövbe etmek isteyip de edemeyenler helak oldular
Terzi kendi söküğünü dikemez.
Türkçe,türküm diyen ve her yönüyle, her şeyden önce Türkçe konuşandır.
Terazi var, tartı var; her şeyin bir vakti var.
Toplum kendinden olana ,kendine benzeyene sürekli saygı duyar.
Tevekkülden habersiz olmak manevi açlığa,manevi azlık ruhsal yalnızlık ve dengesizliğe neden olur.
Türkler zekidirler ve kendilerini müspet yolda sevk ve idare edecek reislere sahip oldukları sürece de çalışkandırlar
Tarih,insanın geçmişini ve dolayısıyla kendini arayışının ilmidir.Tarih,hz.adem a.s.’dan günümüze insanın serüvenidir
Tövbesizlik fert fert,kavim kavim,millet millet bela ve musibeti zeker.Günah,kalpleri karartır.Kalpleri karartan günah belayı da çeker.
U İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
U HARFİ İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Umut, çalışkanların rüyasıdır.
Unutulanlar, unutanları asla unutmaz.
Uyuyan yılanın kuyruğuna basma.
Ucuz satan yalnız kendisi kazanır, ucuz alanın yalnız kendisi kaybeder
Utanma pazar, dostluğu bozar.
Unuttum demek bile onu hatırlamaktır…
Ustanın çekici bin altın.
Uyanık tek adam, uyuyan binlerce kişiden daha kuvvetlidir.
Umut, fakirin ekmeğidir.
Ucuz etin yahnisi yavan.
Umut küçük çocukların hevesi gibidir. Bir gelir, bir kaybolur!
Ummadığın taş baş yarar.
Ucuz alan pahalı alır.
Umudum yerin dibine girmeye hazırlanırken, tam o esnada yaktığın her ışığın hakkını ödeyebilcek misin?
Ulular köprü olsa basıp geçme.
Umut ettiğim şey senin beni sevebilme ihtimalinin bitmemesidir işte bu kadar umut susuzum sana karşı.
Ulu sözü tutmayan ulur.
Umutlar insanların hayatını güçlendirir umut olmadan yaşam zevksiz olur..
Ulu sözü dinlemeyen, uyuyakalır.
Umudunu yitirdiğin anda yaşamak sadece formalitedir.
Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti.
Umuda kurşun sıksan da gülüm umuda Kurşun işlemez gülüm…
Ucuz etin yahnisi yenmez.
Umut demek umutsuz kaldığın anda umut ışığını görmek için çaba göstermektir.
Umut, çalışkanların rüyasıdır.
Unutulanlar, unutanları asla unutmaz.
Uyuyan yılanın kuyruğuna basma.
Ucuz satan yalnız kendisi kazanır, ucuz alanın yalnız kendisi kaybeder
Utanma pazar, dostluğu bozar.
Unuttum demek bile onu hatırlamaktır…
Ustanın çekici bin altın.
Uyanık tek adam, uyuyan binlerce kişiden daha kuvvetlidir.
Umut, fakirin ekmeğidir.
Ucuz etin yahnisi yavan.
Umut küçük çocukların hevesi gibidir. Bir gelir, bir kaybolur!
Ummadığın taş baş yarar.
Ucuz alan pahalı alır.
Umudum yerin dibine girmeye hazırlanırken, tam o esnada yaktığın her ışığın hakkını ödeyebilcek misin?
Ulular köprü olsa basıp geçme.
Umut ettiğim şey senin beni sevebilme ihtimalinin bitmemesidir işte bu kadar umut susuzum sana karşı.
Ulu sözü tutmayan ulur.
Umutlar insanların hayatını güçlendirir umut olmadan yaşam zevksiz olur..
Ulu sözü dinlemeyen, uyuyakalır.
Umudunu yitirdiğin anda yaşamak sadece formalitedir.
Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti.
Umuda kurşun sıksan da gülüm umuda Kurşun işlemez gülüm…
Ucuz etin yahnisi yenmez.
Umut demek umutsuz kaldığın anda umut ışığını görmek için çaba göstermektir.
Ü-V İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
V İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Vücut kocar, gönül kocamaz: Kişi ihtiyarlar ama gönlü taze kalır, sevgisi eksilmez.
Vücut kocar, gönül kocamaz: Kişi ihtiyarlar ama gönlü taze kalır, sevgisi eksilmez.
Vur dedik, öldürdü.
Verirsen doyur, vurursan duyur.
Veren eli herkes öper.
Vakit nakittir.
Vakitsiz öten horozun başını keserler.
Vermemiş mabut, neylesin Mahmut.
Var evi, kerem evi; yok evi, verem evi.
Verirsen veresiye, batarsın karasuya.
Var ne bilsin yok halinden.
Veripte kötü olacağına, vermeyipte kötü ol.
Var varlatır, yok söyletir.
Verip pişman olmaktansa, vermeyip düşman olmak yeğdir.
Varını veren utanmamış.
Varsa hünerin, var her yerde yerin; yoksa hünerin, var her yerde yerin!
Veresiye şarap içen, iki kez sarhoş olur.
Varsa pulun, herkes kulun; yoksa pulun, dardır yolun.
Verirsen doyur, vurursan duyur.
Veren eli herkes öper.
Vakit nakittir.
Vakitsiz öten horozun başını keserler.
Vermemiş mabut, neylesin Mahmut.
Var evi, kerem evi; yok evi, verem evi.
Verirsen veresiye, batarsın karasuya.
Var ne bilsin yok halinden.
Veripte kötü olacağına, vermeyipte kötü ol.
Var varlatır, yok söyletir.
Verip pişman olmaktansa, vermeyip düşman olmak yeğdir.
Varını veren utanmamış.
Varsa hünerin, var her yerde yerin; yoksa hünerin, var her yerde yerin!
Veresiye şarap içen, iki kez sarhoş olur.
Varsa pulun, herkes kulun; yoksa pulun, dardır yolun.
Y İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Y HARFİ İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Yaptığın kadar insansın
Yenileceğinden korkan daima yenilir.
Yükselmede son basamak önemli olma isteğidir.
Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder.
Yabancı dilde eğitim yaptırdığın zaman insanlar düşünemez duruma gelir
Yarım elma, gönül alma.
Yanlış bir yanıt verme korkusu, yanıttaki yanlıştan daha çok utanılacak bir eylemdir
Yardımcının yardımcısı olur.
Yanlış yapan yanlışını kabul etmediği sürece kendisinden başka herkesi suçlar
Yarası olan gocunur.
Yaptığın şeylerin pişmanlığı zamanla geçer ama yapamadığın şeylerin pişmanlığı hiç bir zaman geçmez..
Yaralı tavşana sıkı atılmaz.
Yararlı insanlarla birlikte olanlar onların yararlarını görürler ve bu bereketle yararlılardan olurlar
Yara, sıcakken sarılır.
Yardim almaya alışanlar emir almaya da alışırlar
Yar, yıkıldığı gün tozar.
Yargılamayın ki yargılanmayasını
Yapı taşı, yapıdan kalmaz.
Yardım, tıpkı çiçekler gibidir. Ne kadar tâze ise insanları o kadar memnun eder
Yanlızlık Allah’a mahsustur.
Yaşam,yenilgiler ve zaferler arasında engebeli bir yoldur
Yanlız taş duvar olmaz.
Yaşam,sizi mutlu edecek şeyleri seçme işinden başka bir şey değildir.
Yanlız öküz, çifte koşulmaz.
Yaşamlarını güzel yaşayan insanlar, öldükten sonra da arkalarında güzellikler bırakan insanlardır
Yanlız kalanı kurt yer.
Yaşam bir dizi soru sorma ve yanıtlama işidir.
Yanlış hesap Bağdat’tan döner.
Yaşam, senin eylemlerinin bir aynasıdır.
Yalancının şahidi şıracı olur.
Yaşamak için kazanmak,kazanmak için çalışmak,çalışmak için de nefes alacağız.
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
Yazmak süreklilik isteyen bir iştir.
Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış.
Yöntemsiz başarım olmaz
Yalancı kim? İşittiğini söyleyen.
Yağına kıymayan, çöreğini yavan yer.
Yakın dost hayırsız akrabadan yeğdir.
Yağmur tavına ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.
Yağmurlu gün tavuk su içmez.
Yağmur yağsa kış değil mi? Kişi halini bilse hoş değil mi?
Yaptığın kadar insansın
Yenileceğinden korkan daima yenilir.
Yükselmede son basamak önemli olma isteğidir.
Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder.
Yabancı dilde eğitim yaptırdığın zaman insanlar düşünemez duruma gelir
Yarım elma, gönül alma.
Yanlış bir yanıt verme korkusu, yanıttaki yanlıştan daha çok utanılacak bir eylemdir
Yardımcının yardımcısı olur.
Yanlış yapan yanlışını kabul etmediği sürece kendisinden başka herkesi suçlar
Yarası olan gocunur.
Yaptığın şeylerin pişmanlığı zamanla geçer ama yapamadığın şeylerin pişmanlığı hiç bir zaman geçmez..
Yaralı tavşana sıkı atılmaz.
Yararlı insanlarla birlikte olanlar onların yararlarını görürler ve bu bereketle yararlılardan olurlar
Yara, sıcakken sarılır.
Yardim almaya alışanlar emir almaya da alışırlar
Yar, yıkıldığı gün tozar.
Yargılamayın ki yargılanmayasını
Yapı taşı, yapıdan kalmaz.
Yardım, tıpkı çiçekler gibidir. Ne kadar tâze ise insanları o kadar memnun eder
Yanlızlık Allah’a mahsustur.
Yaşam,yenilgiler ve zaferler arasında engebeli bir yoldur
Yanlız taş duvar olmaz.
Yaşam,sizi mutlu edecek şeyleri seçme işinden başka bir şey değildir.
Yanlız öküz, çifte koşulmaz.
Yaşamlarını güzel yaşayan insanlar, öldükten sonra da arkalarında güzellikler bırakan insanlardır
Yanlız kalanı kurt yer.
Yaşam bir dizi soru sorma ve yanıtlama işidir.
Yanlış hesap Bağdat’tan döner.
Yaşam, senin eylemlerinin bir aynasıdır.
Yalancının şahidi şıracı olur.
Yaşamak için kazanmak,kazanmak için çalışmak,çalışmak için de nefes alacağız.
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
Yazmak süreklilik isteyen bir iştir.
Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış.
Yöntemsiz başarım olmaz
Yalancı kim? İşittiğini söyleyen.
Yağına kıymayan, çöreğini yavan yer.
Yakın dost hayırsız akrabadan yeğdir.
Yağmur tavına ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.
Yağmurlu gün tavuk su içmez.
Yağmur yağsa kış değil mi? Kişi halini bilse hoş değil mi?
Z İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Z HARFİ İLE BAŞLAYAN ANLAMLI SÖZLER
Zor kazanılan kolay kaybedilmez
Zenginin gönlü olana kadar, fakirin canı çıkar.
Zamanını kovalamayan er geç yolunu şaşırır
Zor kapıdan girerse, şeriat bacadan çıkar.
Zeka, bir insanın yaşamsal olarak sahip olduğu zihinsel kapasitedir.
Zırva tevil götürmez.
Zihin mükemmel bir hizmetkar, ancak berbat bir efendidir.
Zenginlikle sıcaktan zarar gelmez.
Zihin, kas gibidir. Kullan ya da kaybet.
Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar.
Zaman sana uymazsa, sen zamana uy.
Zor is, zamanında yapmadığımız kolay islerin birikmesiyle oluşur.
Zenginin malı, fakirin dölü kıymetli olur.
Zorluklara tahammül eden kimse kolaylıkla karşılaşır.
Zenginin malı, fakirin ağzını yorar.
Zorluklar, başarının değerini artıran süslerdir.
Zenginin kağnısı dağdan aşar, fakirin eşeği düz yolda şaşar.
Zaman gösterir ki, aramızda en inatçı olanlar en zeki olanlardır.
Zenginin horozu bile yumurtlar.
Zaman, kolay elde edilen ve ucuz olan şeyleri siler.
Zenginin ayıbı, fukaranın hastalığı meydana çıkmaz.
Zamanın, kime dost, kime düşman olacağı bilinmez.
Zenginin ayakucunda uyuyacağına, fakirin başucunda uyu.
Zaman varken akıl yoktur. Akıl varken zaman yoktur.
Zengin giyerse “sağlıcakla”, fakir giyerse “nereden buldun ki!” derler.
Zalimlerin saklanacak yeri yok. Eninde sonunda vicdanları onları bulacaktır.
Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır.
Zamana bırakalım her şeyi’ dedi. Ya beni kime bırakacaksın, dedim sustu. Bir daha öldüm.
Zengin adam, elindeki kendine yeten adamdır.
Zaman değilmiş gideni geri getiren, aslında zamanmış, var olanı götüren.
Zemheriden sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.
Zahirenin ambarı sabanın ucundadır.
Zararın neresinden dönülse kardır.
Zahmetsiz rahmet olmaz.
Zor kazanılan kolay kaybedilmez
Zenginin gönlü olana kadar, fakirin canı çıkar.
Zamanını kovalamayan er geç yolunu şaşırır
Zor kapıdan girerse, şeriat bacadan çıkar.
Zeka, bir insanın yaşamsal olarak sahip olduğu zihinsel kapasitedir.
Zırva tevil götürmez.
Zihin mükemmel bir hizmetkar, ancak berbat bir efendidir.
Zenginlikle sıcaktan zarar gelmez.
Zihin, kas gibidir. Kullan ya da kaybet.
Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar.
Zaman sana uymazsa, sen zamana uy.
Zor is, zamanında yapmadığımız kolay islerin birikmesiyle oluşur.
Zenginin malı, fakirin dölü kıymetli olur.
Zorluklara tahammül eden kimse kolaylıkla karşılaşır.
Zenginin malı, fakirin ağzını yorar.
Zorluklar, başarının değerini artıran süslerdir.
Zenginin kağnısı dağdan aşar, fakirin eşeği düz yolda şaşar.
Zaman gösterir ki, aramızda en inatçı olanlar en zeki olanlardır.
Zenginin horozu bile yumurtlar.
Zaman, kolay elde edilen ve ucuz olan şeyleri siler.
Zenginin ayıbı, fukaranın hastalığı meydana çıkmaz.
Zamanın, kime dost, kime düşman olacağı bilinmez.
Zenginin ayakucunda uyuyacağına, fakirin başucunda uyu.
Zaman varken akıl yoktur. Akıl varken zaman yoktur.
Zengin giyerse “sağlıcakla”, fakir giyerse “nereden buldun ki!” derler.
Zalimlerin saklanacak yeri yok. Eninde sonunda vicdanları onları bulacaktır.
Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır.
Zamana bırakalım her şeyi’ dedi. Ya beni kime bırakacaksın, dedim sustu. Bir daha öldüm.
Zengin adam, elindeki kendine yeten adamdır.
Zaman değilmiş gideni geri getiren, aslında zamanmış, var olanı götüren.
Zemheriden sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.
Zahirenin ambarı sabanın ucundadır.
Zararın neresinden dönülse kardır.
Zahmetsiz rahmet olmaz.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)